Attila İlhan Ödülleri 2003'te başladı, yani bu 11. değil aslında çok daha uzun bir geçmişi var — ama organizasyon sürekliliği hep tartışma konusu oldu, bazı yıllar sessiz geçti.
Türkiye'deki edebiyat ödüllerine bakınca tablo ilginç: Orhan Kemal Roman Ödülü'nün 50 yılı aşkın tutarlı bir arşivi var, YKY ve İletişim gibi yayınevlerinin kendi ödülleri kurumsal bütçeyle ayakta duruyor. Attila İlhan Ödülleri ise daha çok ideolojik bir çekim etrafında şekilleniyor — şair adının taşıdığı "bağımsız sol" mirasını taşıma iddiasıyla. Bu iyi bir şey, ama ödülün prestiji jüri seçimine doğrudan bağlı ve jüri isimleri her yıl değişince birikim oluşmuyor.
Başvuru sürecinin şeffaflığı da karşılaştırmalı olarak zayıf kalıyor. Booker'da uzun liste açıklanır, tartışma başlar, edebiyat gündemine girer. Burada çoğu zaman sonuç duyuruluyor, süreç görünmüyor.
Yine de başvuruların açık olması, kapalı davet sistemine kıyasla dürüst bir tercih.
Türkiye'deki edebiyat ödüllerine bakınca tablo ilginç: Orhan Kemal Roman Ödülü'nün 50 yılı aşkın tutarlı bir arşivi var, YKY ve İletişim gibi yayınevlerinin kendi ödülleri kurumsal bütçeyle ayakta duruyor. Attila İlhan Ödülleri ise daha çok ideolojik bir çekim etrafında şekilleniyor — şair adının taşıdığı "bağımsız sol" mirasını taşıma iddiasıyla. Bu iyi bir şey, ama ödülün prestiji jüri seçimine doğrudan bağlı ve jüri isimleri her yıl değişince birikim oluşmuyor.
Başvuru sürecinin şeffaflığı da karşılaştırmalı olarak zayıf kalıyor. Booker'da uzun liste açıklanır, tartışma başlar, edebiyat gündemine girer. Burada çoğu zaman sonuç duyuruluyor, süreç görünmüyor.
Yine de başvuruların açık olması, kapalı davet sistemine kıyasla dürüst bir tercih.