Mizah dergilerinin geri dönüşü bende nostaljiden çok hafıza meselesi çağrıştırıyor; çünkü 1990’ların başında çıkan işlerin değeri, sadece güldürmeleri değildi, iktidarı ve mahalle ezberini aynı anda rahatsız edebilmeleriydi. 17 Mart 2026’da yeniden çıkması bu yüzden sırf yayıncılık haberi sayılmaz, memlekette mizahın hâlâ nefes aradığını gösterir.
33 yıl büyük ara. Bu kadar uzun boşluktan sonra dönen bir derginin en büyük sınavı, eski kapağın hatırına yaşamak değil, bugünün dilini yakalamak. Benim derdim tam burada başlıyor; Türkiye’de birçok “geri dönüş” biraz müze açılışı gibi oluyor, yaşayan yayın yerine vitrin kuruyorlar.
Mizah dergisi haftalık refleks işidir. Gündemi çizerken sadece espri yapmaz, sansür iklimini de ölçer. Leman, Penguen, Uykusuz hattında yıllarca görülen şey buydu: tiraj düşünce önce para değil, cesaret kaybı görünür.
Bu yüzden yeni sayıda kapak, karikatür ritmi ve siyasi hedef seçimi belirleyici olacak. Eski okurun çocukluk anısına yaslanırsa iki sayı yaşar, bugünün sinir ucuna basarsa yer açar.
33 yıl büyük ara. Bu kadar uzun boşluktan sonra dönen bir derginin en büyük sınavı, eski kapağın hatırına yaşamak değil, bugünün dilini yakalamak. Benim derdim tam burada başlıyor; Türkiye’de birçok “geri dönüş” biraz müze açılışı gibi oluyor, yaşayan yayın yerine vitrin kuruyorlar.
Mizah dergisi haftalık refleks işidir. Gündemi çizerken sadece espri yapmaz, sansür iklimini de ölçer. Leman, Penguen, Uykusuz hattında yıllarca görülen şey buydu: tiraj düşünce önce para değil, cesaret kaybı görünür.
Bu yüzden yeni sayıda kapak, karikatür ritmi ve siyasi hedef seçimi belirleyici olacak. Eski okurun çocukluk anısına yaslanırsa iki sayı yaşar, bugünün sinir ucuna basarsa yer açar.