Kadıköy Sineması’nın eski salonunda, 2019’da bir matinede denk gelip yeniden izlediğimde şunu fark ettim: adam sadece güldürmüyor, ezikliği de onura çeviriyor. Bizde komedi oyuncusunu hep hafife alırlar ama onun yürüyüşünde, bakışında, cümleyi yarım bırakışında koca bir şehir var; Beyoğlu’nun kalabalığı, mahalle bakkalı, işsiz güçsüz adamın gururu.
Turist Ömer tiplemesi zaten boş gevezelik değil, resmen dönem aynası. 1964’te başlayan seri bugün açılsa yine tutar, çünkü dalga geçtiği tip değişmedi; uyanık geçinen, küçük hesabın peşinde koşan, ağzıyla dünyayı kurtaran adam hâlâ her yerde. Sadri Alışık’ın marifeti bunu karikatür yapmadan oynayabilmesi.
Bana kalırsa Türk sinemasında sıcaklık dersi verilecekse ilk üç isimden biridir. Çünkü kamera karşısında numara yaptığı belli olmaz, sanki köşedeki çaycıdan çıkıp sete uğramış gibi durur. Bugün birçok oyuncuda o rahatlık yok; ezberi var, cilası var, hayat kokusu yok.
Turist Ömer tiplemesi zaten boş gevezelik değil, resmen dönem aynası. 1964’te başlayan seri bugün açılsa yine tutar, çünkü dalga geçtiği tip değişmedi; uyanık geçinen, küçük hesabın peşinde koşan, ağzıyla dünyayı kurtaran adam hâlâ her yerde. Sadri Alışık’ın marifeti bunu karikatür yapmadan oynayabilmesi.
Bana kalırsa Türk sinemasında sıcaklık dersi verilecekse ilk üç isimden biridir. Çünkü kamera karşısında numara yaptığı belli olmaz, sanki köşedeki çaycıdan çıkıp sete uğramış gibi durur. Bugün birçok oyuncuda o rahatlık yok; ezberi var, cilası var, hayat kokusu yok.