Meclis’e bir dosya daha gelince kimse şaşırmıyor artık; şaşıran varsa da 2016’dan beri hiç gazete açmamış demektir. 17 Mart 2026 itibarıyla tablo yine aynı: dosya çok, siyasi ciddiyet az, ekran önü hamaset bol. Benim derdim şu; Avrupa’daki parlamentolarda dokunulmazlık, milletvekilinin sözünü korumak için var, bizde ise çoğu zaman parti disiplinine göre açılıp kapanan bir vana gibi çalışıyor.
Geçmişe bakınca fark net görünüyor. 2016’daki toplu fezleke dalgası ayrı bir kırılmaydı, bugün gelen dosyalar ise artık istisna değil, rutine bağlanmış gösteri malzemesi. Hukuk devleti dediğin yerde dosyanın sayısı değil, standardı konuşulur; Ankara’da ise isimden önce manşet hazırlanıyor.
Bence mesele “dokunulmazlık kalksın mı kalmasın mı” kadar basit değil. Kürsüde söylenen söz ile adi suç iddiasını aynı torbaya atarsan hem siyaseti sakatlarsın hem yargıyı iyice oyuncak edersin. Çevremde herkes aynı şeyi söylüyor: memurun dosyası rafta bekler, vekilin dosyası kamera görünce jet hızıyla dolaşıma girer. Bu kadar seçici işleyince kimse adalet masalını yemiyor.
Geçmişe bakınca fark net görünüyor. 2016’daki toplu fezleke dalgası ayrı bir kırılmaydı, bugün gelen dosyalar ise artık istisna değil, rutine bağlanmış gösteri malzemesi. Hukuk devleti dediğin yerde dosyanın sayısı değil, standardı konuşulur; Ankara’da ise isimden önce manşet hazırlanıyor.
Bence mesele “dokunulmazlık kalksın mı kalmasın mı” kadar basit değil. Kürsüde söylenen söz ile adi suç iddiasını aynı torbaya atarsan hem siyaseti sakatlarsın hem yargıyı iyice oyuncak edersin. Çevremde herkes aynı şeyi söylüyor: memurun dosyası rafta bekler, vekilin dosyası kamera görünce jet hızıyla dolaşıma girer. Bu kadar seçici işleyince kimse adalet masalını yemiyor.