Çocukken pazar sabahı TRT 2’de denk gelip gülüp geçtiğim adamın ne kadar ince iş yaptığını sonradan anladım; 2024’te Beyoğlu Sineması’ndaki bir gösterimde yine izleyince suratını değil ritmini fark ettim. 1960’ların o saf komedisine rağmen laubaliliğe kaçmadan halkın içinden bir tip çıkarıyor, üstüne bir de tek bakışla sahneyi çalıyor.
Benim derdim şu: Bizde komedi oyuncusuna hâlâ “hafif iş” muamelesi yapılıyor, halbuki Sadri Alışık o işi okul gibi yapmış adam. Turist Ömer’i sadece şapşal gezen bir tipleme sanan da filmi fon gürültüsü gibi izliyordur; o karakterde sokak var, kıvrak zeka var, fakirliğin alayı var.
Benim derdim şu: Bizde komedi oyuncusuna hâlâ “hafif iş” muamelesi yapılıyor, halbuki Sadri Alışık o işi okul gibi yapmış adam. Turist Ömer’i sadece şapşal gezen bir tipleme sanan da filmi fon gürültüsü gibi izliyordur; o karakterde sokak var, kıvrak zeka var, fakirliğin alayı var.