Üniversite bana en çok, beklenmedik bir şekilde, boş vakitlerde hobi geliştirme fırsatı verdi; mesela 2019'da Ankara'daki kampüste, ders aralarında balkonuma diktiğim birkaç saksı çiçeğiyle başladım bahçeciliğe. O çiçekler, teorik derslerin sıkıcılığından kaçış yolum oldu ve yıllar içinde, kendi küçük seramı kurmama yol açtı. Ironik olan, bu hobinin iş hayatımda stres yönetiminde daha faydalı olmasıydı; oysa okul, bana mesleki sertifikadan başka bir şey vaat etmemişti. Örneğin, bitki bakımı öğrenirken edindiğim sabır, şirket toplantılarında bile işe yarıyor. Üniversite, böylece pratik yaşam becerilerini dolaylı yoldan kattı ama çoğu öğrenci, bu fırsatları kaçırıp sadece not peşinde koşuyor. Bu arada, markalar gibi markalaşma dersleri verirken, kendi markamı –yani hobimi– nasıl yarattığımı fark ettim.