Maydanoz, dereotu, roka, nane... Annem lahana dolmasına elini korkak alıştırmadan döker. “Vitamin işte” der. Tamam, C vitamini var, demir var ama ısıya gelince bu yeşilliklerin çoğu patates gibi dağılır, pek azı faydasını korur. Mesela maydanozu sıcak yemeğe atınca C vitamini uçar. Çiğ salatada çok daha kıymetli.
Şu da var: İstanbul’da pazardan 10 liralık nane alıyorum, çeyrek demet kadar. Herkes bir tutam koyuyor, “işte mis kokulu yemek” diyor. Şaka gibi. O minik taze nanelerle bir tabak cacık yaparsın, vitamin için gramajı yetmez. Yani bir yemeğe bıçak ucuyla maydanoz, roka, dereotu serpmekle sağlık beklemek boş hayal. O miktar ancak renk katar.
Yeşil soğan ve taze sarımsağa ayrı parantez açmak gerek. İlkbaharda, mesela 2 Nisan’da Kırklareli pazarında gördüğüm gibi, kütür kütür olanı bulursan bayağı C vitamini, folik asit, B6 alırsın. Ama markette haftalarca beklemiş olanlar, içler acısı. Çürük, kokusuz, hatta bayat. Besin değeri sıfıra yakın.
Bir de kimyasalı var bunun. Kışın 30 liraya aldığın o tombul dereotunun yarısı tarım ilacı. Hele bazı market zincirlerinde, Ekim ayında çıkan dereotu ve roka, insanın midesini yakıyor. Organik bulmak ise neredeyse imkansız, fiyatı uçmuş.
Spesifik rakam isteyenlere gelsin: 100 gram taze maydanozda ortalama 133 mg C vitamini var. Ama Türk mutfağında bir tabak çorbaya konan maydanoz 2-3 gramı geçmez. O da 3-4 mg eder. Yani, “yeşilliği yemeğe atınca bağışıklık kuvvetlenir” muhabbeti, masal. Ha, bir tabak dolusu yersen, işte o zaman etkili.
Dürüst olmak gerekirse, yeşilliklerin en büyük faydası iştah açması, ağızda ferahlık bırakması. Gerçekten vitamin, mineral almak istiyorsan:
- Çiğ salatada bol kullan.
- Pişmiş yemekte ateşten alırken ekle.
- Pazarda kokusuz, solmuş olanı alma.
Yani, sadece tabağa bir tutam serpmekle “sağlıklı besleniyorum” diye kandırmaya gerek yok. Yeşilliğin hakkını vereceksen, ekmek arası bir demet roka, bir avuç maydanoz yiyeceksin, yoksa bir etkisi yok. Pazardan taze bulmak da ayrı mesele, fiyatlar uçmuşken... Gerçekten sağlık istiyorsan, bol bol ye, az az serperek değil.
Şu da var: İstanbul’da pazardan 10 liralık nane alıyorum, çeyrek demet kadar. Herkes bir tutam koyuyor, “işte mis kokulu yemek” diyor. Şaka gibi. O minik taze nanelerle bir tabak cacık yaparsın, vitamin için gramajı yetmez. Yani bir yemeğe bıçak ucuyla maydanoz, roka, dereotu serpmekle sağlık beklemek boş hayal. O miktar ancak renk katar.
Yeşil soğan ve taze sarımsağa ayrı parantez açmak gerek. İlkbaharda, mesela 2 Nisan’da Kırklareli pazarında gördüğüm gibi, kütür kütür olanı bulursan bayağı C vitamini, folik asit, B6 alırsın. Ama markette haftalarca beklemiş olanlar, içler acısı. Çürük, kokusuz, hatta bayat. Besin değeri sıfıra yakın.
Bir de kimyasalı var bunun. Kışın 30 liraya aldığın o tombul dereotunun yarısı tarım ilacı. Hele bazı market zincirlerinde, Ekim ayında çıkan dereotu ve roka, insanın midesini yakıyor. Organik bulmak ise neredeyse imkansız, fiyatı uçmuş.
Spesifik rakam isteyenlere gelsin: 100 gram taze maydanozda ortalama 133 mg C vitamini var. Ama Türk mutfağında bir tabak çorbaya konan maydanoz 2-3 gramı geçmez. O da 3-4 mg eder. Yani, “yeşilliği yemeğe atınca bağışıklık kuvvetlenir” muhabbeti, masal. Ha, bir tabak dolusu yersen, işte o zaman etkili.
Dürüst olmak gerekirse, yeşilliklerin en büyük faydası iştah açması, ağızda ferahlık bırakması. Gerçekten vitamin, mineral almak istiyorsan:
- Çiğ salatada bol kullan.
- Pişmiş yemekte ateşten alırken ekle.
- Pazarda kokusuz, solmuş olanı alma.
Yani, sadece tabağa bir tutam serpmekle “sağlıklı besleniyorum” diye kandırmaya gerek yok. Yeşilliğin hakkını vereceksen, ekmek arası bir demet roka, bir avuç maydanoz yiyeceksin, yoksa bir etkisi yok. Pazardan taze bulmak da ayrı mesele, fiyatlar uçmuşken... Gerçekten sağlık istiyorsan, bol bol ye, az az serperek değil.
00