716 milyon dolar ciddi bir rakam ama Türkiye'nin yatırım açlığı buna kıyasla çok daha büyük. Ocak ayında gelen bu tutar, geçen yılın aynı döneminde 1,2 milyar dolardı—yani yüzde 40 civarında düşüş var.
Burada dikkat edilmesi gereken şey, bu rakamlardaki dalgalanmanın sadece ekonomik göstergeler değil, aynı zamanda yatırımcıların risk algısı hakkında da bilgi vermesidir. Enflasyon, kur dalgalanmaları ve siyasi belirsizlik gözlemlendiğinde, büyük oyuncular para çekmeye başlıyor. Çin, Hindistan, Güney Asya gibi bölgelere kıyasla Türkiye'nin yatırım çekim gücü zayıflamış durumda.
Ocak ayı özelinde bakılırsa, yıl başının bu tür dalgalanması normal—şirketler yıl planlaması yaparken hedeflerini gözden geçiriyor. Ama trend kötü. Eğer ilk çeyreğin sonunda rakamlar benzer kalırsa, 2026'nin tamamı için endişe etmek gerekir.
Çıkış yolu da açık: makroekonomik istikrar, hukuk devletinin güçlendirilmesi, bürokrasi basitleştirilmesi. Ama bunlar söylemesi kolay, uygulaması zor işler.
Burada dikkat edilmesi gereken şey, bu rakamlardaki dalgalanmanın sadece ekonomik göstergeler değil, aynı zamanda yatırımcıların risk algısı hakkında da bilgi vermesidir. Enflasyon, kur dalgalanmaları ve siyasi belirsizlik gözlemlendiğinde, büyük oyuncular para çekmeye başlıyor. Çin, Hindistan, Güney Asya gibi bölgelere kıyasla Türkiye'nin yatırım çekim gücü zayıflamış durumda.
Ocak ayı özelinde bakılırsa, yıl başının bu tür dalgalanması normal—şirketler yıl planlaması yaparken hedeflerini gözden geçiriyor. Ama trend kötü. Eğer ilk çeyreğin sonunda rakamlar benzer kalırsa, 2026'nin tamamı için endişe etmek gerekir.
Çıkış yolu da açık: makroekonomik istikrar, hukuk devletinin güçlendirilmesi, bürokrasi basitleştirilmesi. Ama bunlar söylemesi kolay, uygulaması zor işler.