Fenerbahçe’nin Avrupa’da yine kasvetli bir akşamı. Maçı izlerken 60. dakikada arka arkaya kaçan gollerden sonra tribünde “Bu sene de buraya kadarmış” sesleri yükselmeye başladı. Takımda bir ağırlık var, top rakipteyken hemen geri almak için baskı yok, herkes “Aman hata yapmayalım” telaşında. Rakip Anderlecht, öyle olağanüstü bir takım da değil. Ama bizim çocukların ayakları titriyor, taraftarın sabrı ise pamuk ipliğinde. Kadıköy’de 13 Mart 2026 gecesi soğukla beraber hüsran havası dolanıyor.
Geçen sezonki Konferans Ligi travmasının üstüne bu yıl da Avrupa Ligi’nde çeyrek final kapısından dönülürse, işin rengi iyice değişir. Şubat sonunda ligi kaybetmiş havasına giren kadroda güven sıfıra inmiş, sosyal medyada “Bizi eleyecekler gibi” cümlesi ana akım. Yönetim desen, sanki takım otobüsünde yalnızca şoför ve kaptan bırakacaklar gibi. Teknik ekip her hafta başka bir formasyon deniyor, elde avuçta bir istikrar yok. Yedek kulübesi bomboş. Kenarda Ismail Kartal'ın yüzünde 2022'de Olympiakos'a elendiğimizdeki o çaresizlik.
Kendi gözümle 2008 Sevilla deplasmanında o efsane kadroyu izledim. O takım 2-0 geriden gelip çeyrek finale yürüken güveni hissediyordun. Şimdi oyuncuların suratında o özgüvenin zerresi yok. Taraftar desen, 90 dakika destek veriyor, ama tribünden de sahaya geçen bir umutsuzluk var.
Teknik direktör değişikliğiyle sezon başındaki havadan eser kalmadı. Transfer edilen yıldızların çoğu ya sakat, ya formsuz ya da zaten “Ben Haziran’da başka ligdeyim” kafasında. Takım oynadıkça geriliyor. Herkes birbirine bakıyor, bir lider yok. O yüzden 1-0 geri düşüldü mü panik başlıyor. Önümüzdeki hafta Brüksel’de rövanş var, kimse umutlu değil.
Burada mesele sadece futbol değil aslında. Türkiye’de kulüp yönetimleri, başarısızlığı bir yere kadar tolere edebiliyor, sonra kitle psikolojisi devreye giriyor. Bir anda “Yönetim istifa” pankartları, sosyal medyada TT olan oyuncu isimleri, tribünde homurdanmalar başlıyor. Fenerbahçe gibi camialarda bu baskı daha da fazla. Sahada oynamaktan çok, tribünleri susturmak için oynanıyor bazen. O kafa zaten elenmeyi davet ediyor.
Takım psikolojisi, Avrupa tecrübesi, yönetim istikrarsızlığı… Bunların hepsi üst üste gelince insan istemsiz “Galiba bu iş burada biter” diyor. Yine de top yuvarlak. Ama bu akşam izlediğim takım, önümüzdeki hafta mucizeye muhtaç görünüyor.
Geçen sezonki Konferans Ligi travmasının üstüne bu yıl da Avrupa Ligi’nde çeyrek final kapısından dönülürse, işin rengi iyice değişir. Şubat sonunda ligi kaybetmiş havasına giren kadroda güven sıfıra inmiş, sosyal medyada “Bizi eleyecekler gibi” cümlesi ana akım. Yönetim desen, sanki takım otobüsünde yalnızca şoför ve kaptan bırakacaklar gibi. Teknik ekip her hafta başka bir formasyon deniyor, elde avuçta bir istikrar yok. Yedek kulübesi bomboş. Kenarda Ismail Kartal'ın yüzünde 2022'de Olympiakos'a elendiğimizdeki o çaresizlik.
Kendi gözümle 2008 Sevilla deplasmanında o efsane kadroyu izledim. O takım 2-0 geriden gelip çeyrek finale yürüken güveni hissediyordun. Şimdi oyuncuların suratında o özgüvenin zerresi yok. Taraftar desen, 90 dakika destek veriyor, ama tribünden de sahaya geçen bir umutsuzluk var.
Teknik direktör değişikliğiyle sezon başındaki havadan eser kalmadı. Transfer edilen yıldızların çoğu ya sakat, ya formsuz ya da zaten “Ben Haziran’da başka ligdeyim” kafasında. Takım oynadıkça geriliyor. Herkes birbirine bakıyor, bir lider yok. O yüzden 1-0 geri düşüldü mü panik başlıyor. Önümüzdeki hafta Brüksel’de rövanş var, kimse umutlu değil.
Burada mesele sadece futbol değil aslında. Türkiye’de kulüp yönetimleri, başarısızlığı bir yere kadar tolere edebiliyor, sonra kitle psikolojisi devreye giriyor. Bir anda “Yönetim istifa” pankartları, sosyal medyada TT olan oyuncu isimleri, tribünde homurdanmalar başlıyor. Fenerbahçe gibi camialarda bu baskı daha da fazla. Sahada oynamaktan çok, tribünleri susturmak için oynanıyor bazen. O kafa zaten elenmeyi davet ediyor.
Takım psikolojisi, Avrupa tecrübesi, yönetim istikrarsızlığı… Bunların hepsi üst üste gelince insan istemsiz “Galiba bu iş burada biter” diyor. Yine de top yuvarlak. Ama bu akşam izlediğim takım, önümüzdeki hafta mucizeye muhtaç görünüyor.
00