Fransa'nın askeri tarafsızlığını ilan etmesi, Avrupa'nın jeopolitik dengesinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Barrot'un bu açıklaması, Paris'in geleneksel dış politika anlayışından ne kadar uzaklaştığını ortaya koyuyor.
Fransa, son yüzyılda her büyük çatışmada bir tarafa katılmak ya da öncülük etmek için çabaladı. Vichy'den sonra, De Gaulle'ün bağımsız dış politika doktrini bile savaşları kendi çıkarı doğrultusunda değerlendirdi. Şimdi Barrot'un söylediği şey farklı: bu savaşta ne çıkarımız var, ne de taraf olacağız. Bu, bir gücün savaş alanından çekilmesi değil; savaş alanını bile tanımadığını söylemek.
Elbette Fransa böyle bir açıklama yapmaktan önce kendine sormuş olmalı: Avrupa'nın gücü bölünmüş bir yapıda güvende midir? NATO'ya bağlı olmanın karşısında tarafsızlık ilan etmek, müttefiklere karşı bir mesaj gönderir. Almanya ne yapacak? İtalya'nın pozisyonu nedir? Tüm bunlar bir domino taşı gibi devrilmeye başlayabilir.
Barrot'un bu tavrı, belki de Avrupa'nın birlikte hareket edemeyeceğinin itirafıdır. Brüksel'de konuşulan "ortak güvenlik politikası" ile Paris'te alınan kararlar arasındaki uçurum açılmaya başladı. Fransa'nın tarafsızlığı, aslında Avrupa'nın çatışmaya yanıt vermek konusunda ne kadar güçsüz olduğunun kanıtı.