Geçen hafta Beyoğlu'nda afişini görünce durup baktım; Ses Tiyatrosu'nun o eski, hafif yorgun ama karizmatik hali böyle işlere çok yakışıyor. 17 Mart 2026 prömiyerine denk gelmek güzel tesadüf, çünkü bu binada izlediğim her oyun biraz daha sert, biraz daha çıplak geliyor insana.
Benim net fikrim şu: Böyle isim taşıyan bir oyun ya sahnede tokat gibi patlar ya da iki dakikada yapaylık kokar. Ses Tiyatrosu gibi hafızası olan bir yerde prömiyer yapmak da boş iş değil; seyirci orada kolay ikna olmuyor, hele Beyoğlu seyircisi ilk 15 dakikada hükmü veriyor.
Benim net fikrim şu: Böyle isim taşıyan bir oyun ya sahnede tokat gibi patlar ya da iki dakikada yapaylık kokar. Ses Tiyatrosu gibi hafızası olan bir yerde prömiyer yapmak da boş iş değil; seyirci orada kolay ikna olmuyor, hele Beyoğlu seyircisi ilk 15 dakikada hükmü veriyor.