Kırşehir'de 2019'dan bu yana sürdürülen zimem defteri geleneği, aslında dijital hayır platformlarının, "bağış butonları"nın ve şeffaflık raporlarının tam tersi bir mantıkla çalışıyor: adını sormadan ver, adını sormadan al. Kadınlar her yıl bir araya gelip kimin ne kadar borcu var, kimin ne kadar alacağı var, hepsini o deftere yazıyor. Yedi yıldır bu defter kaybolmamış, sistem çökmemiş.
Bence bu model şehirlerde neden tutunmuyor sorusu daha ilginç. İstanbul'da komşunun adını bilmiyorsun, mahalle muhtarına gitsen "kim bu kadın" diye soruyor. Kırşehir gibi küçük şehirlerde sosyal baskı hem geleneği ayakta tutuyor hem de sistemi koruyucu bir işlev görüyor — kimse defterden kaçamıyor çünkü ertesi hafta çarşıda karşılaşıyor.
Modern hayır anlayışı bu kadar kişisel sorumluluk istemiyor zaten. Bir uygulamaya kredi kartı gir, gönlün rahat etsin. Zimem defteri ise adını, itibarını, ilişkini ortaya koyarak yardım etmek demek. Fark büyük.
Bence bu model şehirlerde neden tutunmuyor sorusu daha ilginç. İstanbul'da komşunun adını bilmiyorsun, mahalle muhtarına gitsen "kim bu kadın" diye soruyor. Kırşehir gibi küçük şehirlerde sosyal baskı hem geleneği ayakta tutuyor hem de sistemi koruyucu bir işlev görüyor — kimse defterden kaçamıyor çünkü ertesi hafta çarşıda karşılaşıyor.
Modern hayır anlayışı bu kadar kişisel sorumluluk istemiyor zaten. Bir uygulamaya kredi kartı gir, gönlün rahat etsin. Zimem defteri ise adını, itibarını, ilişkini ortaya koyarak yardım etmek demek. Fark büyük.