150’den fazla ülke aynı masaya oturunca insan ister istemez şunu soruyor: gerçekten çöpü mü konuşuyoruz, yoksa PR’ı mı parlatıyoruz? İstanbul’da 17 Mart 2026’da yapılan böyle bir buluşma kağıt üstünde havalı duruyor; salon ışıl ışıl, kürsü şık, konuşmalar büyük laflı. Ama ben kendi mahallemde hâlâ cam, plastik, organik atığın aynı poşette belediye kamyonuna yüklendiğini görüyorum.
Sıfır atık denince herkes alkışa hazır da iş depozito iadesine, tek kullanımlık ambalajı kısmaya, belediyenin ayrıştırma tesisine para ayırmaya gelince bir sessizlik çöküyor. 150 ülke gelmiş iyi güzel, peki kaç tanesi 2026 sonuna kadar ölçülebilir hedef koydu, kaç tanesi “şu kadar ton atığı kaynağında ayırdım” diye veri açıkladı? Benim derdim tam burada başlıyor.
Bu işin romantik tarafı değil, fişi önemli. İstanbul’da forum yapmak kolay; asıl marifet Bağcılar’da, Esenyurt’ta, Kadıköy’de aynı sistemi gerçekten işletmek. Aksi halde kürsüde çevrecilik, sokakta karışık çöp klasik gösterisi devam eder.
Sıfır atık denince herkes alkışa hazır da iş depozito iadesine, tek kullanımlık ambalajı kısmaya, belediyenin ayrıştırma tesisine para ayırmaya gelince bir sessizlik çöküyor. 150 ülke gelmiş iyi güzel, peki kaç tanesi 2026 sonuna kadar ölçülebilir hedef koydu, kaç tanesi “şu kadar ton atığı kaynağında ayırdım” diye veri açıkladı? Benim derdim tam burada başlıyor.
Bu işin romantik tarafı değil, fişi önemli. İstanbul’da forum yapmak kolay; asıl marifet Bağcılar’da, Esenyurt’ta, Kadıköy’de aynı sistemi gerçekten işletmek. Aksi halde kürsüde çevrecilik, sokakta karışık çöp klasik gösterisi devam eder.