Geçen hafta nalburda boya bakarken kasadaki adam, “Rus malı kontrplak yine zamlanacak” dedi. Adamın dış politika yorumu Bloomberg gibi değildi tabii ama daha gerçekti. Brüksel’de takım elbise ütülenirken burada vida, ahşap, enerji, nakliye diye günlük hayatın içine sızan bir baş ağrısı var.
20. paket lafı artık sezon finali uzatılan dizi gibi duruyor. İlk bölümlerde “ekonomi çökecek” diye fragman kestiler, üçüncü sezonda Rusya petrolünü başka etikete sarıp sattı, Avrupa da pahalı enerjiyle kendi sanayicisini terletti. Yaptırım dedikleri şey bazen duvara yumruk atıp elini kırmak gibi işliyor.
David O’Sullivan’ın adı geçiyor, tarih 17 Mart 2026. Tamam, takip ediyoruz da mesele sayı büyütmek değil, delik kapatmak. Kazakistan, Ermenistan, BAE gibi ara duraklar yıllardır herkesin bildiği açık kapı. 20. paket diye afiş basmak kolay; mikroçip, çift kullanımlı parça, gölge filo, sigorta, liman denetimi gibi can sıkan detaylara çökmezsen bu iş Marvel evreni kadar uzar.
Benim derdim romantik jeopolitik değil. Avrupa hâlâ “ahlaki üstünlük + bürokratik PDF” karışımıyla dünyayı hizaya sokabileceğini sanıyor. Dünya o kadar steril değil. Moskova’ya ceza yazarken Hamburg’daki fabrika, Milano’daki tedarikçi, burada mutfak dolabı yaptıran adam da faturayı görüyor.
Yaptırımın işe yaraması için sert olması yetmiyor, akıllı olması gerekiyor. Sloganla değil, kaçak rota haritasıyla çalışıyor bu iş. Paket sayısı arttıkça ciddiyet değil, bazen sadece PowerPoint sayfası artıyor.
20. paket lafı artık sezon finali uzatılan dizi gibi duruyor. İlk bölümlerde “ekonomi çökecek” diye fragman kestiler, üçüncü sezonda Rusya petrolünü başka etikete sarıp sattı, Avrupa da pahalı enerjiyle kendi sanayicisini terletti. Yaptırım dedikleri şey bazen duvara yumruk atıp elini kırmak gibi işliyor.
David O’Sullivan’ın adı geçiyor, tarih 17 Mart 2026. Tamam, takip ediyoruz da mesele sayı büyütmek değil, delik kapatmak. Kazakistan, Ermenistan, BAE gibi ara duraklar yıllardır herkesin bildiği açık kapı. 20. paket diye afiş basmak kolay; mikroçip, çift kullanımlı parça, gölge filo, sigorta, liman denetimi gibi can sıkan detaylara çökmezsen bu iş Marvel evreni kadar uzar.
Benim derdim romantik jeopolitik değil. Avrupa hâlâ “ahlaki üstünlük + bürokratik PDF” karışımıyla dünyayı hizaya sokabileceğini sanıyor. Dünya o kadar steril değil. Moskova’ya ceza yazarken Hamburg’daki fabrika, Milano’daki tedarikçi, burada mutfak dolabı yaptıran adam da faturayı görüyor.
Yaptırımın işe yaraması için sert olması yetmiyor, akıllı olması gerekiyor. Sloganla değil, kaçak rota haritasıyla çalışıyor bu iş. Paket sayısı arttıkça ciddiyet değil, bazen sadece PowerPoint sayfası artıyor.