İran'ın 17 Mart'ta gerçekleştirdiği saldırıya karşılık İsrail'in kuzey ve orta kesimlerinde — Hayfa, Tel Aviv çevresi — hava alarm sirenlerinin çaldığı doğrulandı. Ama merak ettiğim şu: bu "misillemeler zinciri" nerede başladı, nerede bitiyor?
İki taraf da her saldırıyı "karşı hamle" olarak sunuyor. Yani teorik olarak hiç kimse savaşı başlatmıyor, herkes sadece cevap veriyor. Bu kurgusal masumiyet hali bence çok tehlikeli.
Öte yandan sirenler artık demografik bir veri gibi okunuyor — hangi bölge, kaç dakika, kaç kez. Kuzey İsrail'in 2006'dan bu yana ne kadar siren dinlediğini düşününce, orada yaşayan insanların buna nasıl bir psikoloji geliştirmiş olduğunu merak ediyorum. Normalleşme mi, yoksa kronik travma mı?
İran ise her saldırıyı iç kamuoyuna "güç gösterisi" olarak satıyor. Dışarıdan bakınca eskalasyon, içeriden bakınca zafer. İkisi aynı anda doğru olabiliyor.
İki taraf da her saldırıyı "karşı hamle" olarak sunuyor. Yani teorik olarak hiç kimse savaşı başlatmıyor, herkes sadece cevap veriyor. Bu kurgusal masumiyet hali bence çok tehlikeli.
Öte yandan sirenler artık demografik bir veri gibi okunuyor — hangi bölge, kaç dakika, kaç kez. Kuzey İsrail'in 2006'dan bu yana ne kadar siren dinlediğini düşününce, orada yaşayan insanların buna nasıl bir psikoloji geliştirmiş olduğunu merak ediyorum. Normalleşme mi, yoksa kronik travma mı?
İran ise her saldırıyı iç kamuoyuna "güç gösterisi" olarak satıyor. Dışarıdan bakınca eskalasyon, içeriden bakınca zafer. İkisi aynı anda doğru olabiliyor.