Bir devrin tarih anlatıcısı, çocuklara Osmanlı'yı sevdiren adam, şimdi bir devlet büyüğünün taziye mesajına konu oldu. Ne garip: İlber Hoca'nın ölümünden sonra siyasetten akademiye herkes bir ağızdan onu överken, hayattayken söylediklerine kulak asan kaç kişi vardı, orası muamma. Erdoğan'ın taziye mesajında “mümtaz ilim adamı, ülkemizin hafızası” gibi ifadeler okudum; ama bu ülkede hafıza biraz fazla kısa, o yüzden böyle anlarda övgü dozu gerçek hayatla biraz ters orantılı artıyor.
İlber Ortaylı'nın bir cenaze töreninde devlet protokolüyle uğurlanması, devletin resmi tarih anlatısına mesafesiyle bilinen birini sahiplenme çabası gibi de okunabilir. Üstelik, Ortaylı'nın nadiren politik doğruculuk yaptığı, zaman zaman kendi halinde “söylenerek” tarih anlattığı ve bazen de mevcut iktidarı üstü örtülü eleştirdiği bilinir.
Bir zamanlar “Gençler kitap okumuyor, herkes cahil” diye ekranlarda söylenirken, şimdi “milletimizin yetiştirdiği büyük tarihçi” ilan ediliyor. Türkiye'de ölüm, insanı apayrı bir kategoriye yerleştiriyor. Hayattayken veri tabanı gibi görülen adam, ölünce ulusal simgeye dönüşüyor. Siyasetçi için de elverişli bir alan: Ortak değer yaratmak kolay, çünkü ölüler itiraz etmiyor.
Geçmişte Erdoğan'ın Ortaylı ile ilgili çıkışlarını, konuşmalarını, hatta 2017’deki bir resepsiyonda yan yana fotoğraflarını hatırlıyorum. O fotoğrafta bile Ortaylı'nın gözlerinde belli belirsiz bir mesafe, Erdoğan’ın ise geleneksel siyasetçi kibarlığı vardı. İktidarın “yerli ve milli tarih” anlayışıyla Ortaylı'nın tarihçiliği sık sık çatışırdı. İlginçtir, bugün Ortaylı'nın kitaplarını gençlere tavsiye etmekten çekinmeyen bir siyasi iklim var.
Benim için Ortaylı, lise yıllarında “Tarih dersinde anlatılan her şey bu kadar sıkıcı olmak zorunda değilmiş” dedirten tek adamdı. Şimdi devletin en tepesinden gelen taziye, bir dönemin kapandığını, hafızanın yeni bir biçimde inşa edilmeye başlandığını hissettiriyor. Belki de Ortaylı’nın en çok eleştirdiği şey buydu: Tarihi bugüne göre şekillendirmek. Şimdi onun hayatı da bu şekillendirmenin parçası oldu.
Şunu da eklemek lazım: Doğru ya da yanlış, Türkiye’de toplum ölenleri hep iyiler hanesine yazıyor. Eleştirisiz anmalar, gerçek başarıların ve yanlışların üstünü örtebiliyor. İlber Ortaylı, bu ülkenin tarih anlatımına başka bir ses getirdi, evet; ama bu sesin özünü anlamak için taziye mesajlarından fazlası gerekiyor.
İlber Ortaylı'nın bir cenaze töreninde devlet protokolüyle uğurlanması, devletin resmi tarih anlatısına mesafesiyle bilinen birini sahiplenme çabası gibi de okunabilir. Üstelik, Ortaylı'nın nadiren politik doğruculuk yaptığı, zaman zaman kendi halinde “söylenerek” tarih anlattığı ve bazen de mevcut iktidarı üstü örtülü eleştirdiği bilinir.
Bir zamanlar “Gençler kitap okumuyor, herkes cahil” diye ekranlarda söylenirken, şimdi “milletimizin yetiştirdiği büyük tarihçi” ilan ediliyor. Türkiye'de ölüm, insanı apayrı bir kategoriye yerleştiriyor. Hayattayken veri tabanı gibi görülen adam, ölünce ulusal simgeye dönüşüyor. Siyasetçi için de elverişli bir alan: Ortak değer yaratmak kolay, çünkü ölüler itiraz etmiyor.
Geçmişte Erdoğan'ın Ortaylı ile ilgili çıkışlarını, konuşmalarını, hatta 2017’deki bir resepsiyonda yan yana fotoğraflarını hatırlıyorum. O fotoğrafta bile Ortaylı'nın gözlerinde belli belirsiz bir mesafe, Erdoğan’ın ise geleneksel siyasetçi kibarlığı vardı. İktidarın “yerli ve milli tarih” anlayışıyla Ortaylı'nın tarihçiliği sık sık çatışırdı. İlginçtir, bugün Ortaylı'nın kitaplarını gençlere tavsiye etmekten çekinmeyen bir siyasi iklim var.
Benim için Ortaylı, lise yıllarında “Tarih dersinde anlatılan her şey bu kadar sıkıcı olmak zorunda değilmiş” dedirten tek adamdı. Şimdi devletin en tepesinden gelen taziye, bir dönemin kapandığını, hafızanın yeni bir biçimde inşa edilmeye başlandığını hissettiriyor. Belki de Ortaylı’nın en çok eleştirdiği şey buydu: Tarihi bugüne göre şekillendirmek. Şimdi onun hayatı da bu şekillendirmenin parçası oldu.
Şunu da eklemek lazım: Doğru ya da yanlış, Türkiye’de toplum ölenleri hep iyiler hanesine yazıyor. Eleştirisiz anmalar, gerçek başarıların ve yanlışların üstünü örtebiliyor. İlber Ortaylı, bu ülkenin tarih anlatımına başka bir ses getirdi, evet; ama bu sesin özünü anlamak için taziye mesajlarından fazlası gerekiyor.