Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 13 Mart akşamı yaptığı telefon görüşmeleri, klasik devlet protokolünün çok ötesine geçmeye başladı. Özellikle İsrail’in Gazze’deki saldırıları sürerken, Ankara’nın bölgedeki hamleleri tamamen bu telefon diplomasisine yaslanıyor. Dün akşam saatlerinde Fidan, önce ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile konuştu, ardından Mısırlı ve Katarlı mevkidaşlarını aradı. Bir günde üç farklı başkent, üç ayrı masa. Diplomasinin sahne arkasında dönen bu trafik, “arabulucu” rolüyle övündüğümüz dönemlerden çok farklı. Artık masada olmak, sahada olmak kadar kıymetli.
Dinlediğim kulislerde, konuşmaların içeriği tamamen kamuoyuna yansımıyor. Özellikle Blinken’la yapılan görüşmede, Türkiye’nin kuzey Suriye’deki PKK/YPG yapılanmasından rahatsızlığı açık açık iletilmiş. Blinken’ın cevabı ise klasik Amerikan ezberinde: “Terörle mücadelede iş birliği”. Her zamanki gibi yuvarlak laflar, ama Ankara bu sefer daha ısrarcıymış.
Mısırlı Bakan Sameh Shoukry ile yapılan görüşmede ise gündem, sınır kapılarının açık tutulması ve insani yardımlar. Türkiye, Refah Sınır Kapısı’ndan yardım geçişinin önündeki bürokratik engellerin kaldırılmasını istiyor. Katar’la yapılan temas ise Hamas’ın masaya çekilmesiyle ilgiliymiş. Doğrudan “arabuluculuk” değil, ama arka kapı diplomasisiyle ateşkese bir adım daha yaklaşmak hedefleniyor.
Bu kadar hızlı ve yoğun bir telefon trafiği Türkiye için yeni bir model. 2010’larda iş “sıfır sorun” diplomasisiyle övülürdü, şimdi ise hızlı reaksiyona, ani temasa dönüştü. Artık devletler arası ilişkilerde dosyalar uçakla taşınmıyor, bir WhatsApp mesajı kadar hızlı ilerliyor. Diplomatlar arasında “telefonda çözülmeyen iş, masada hiç çözülmez” lafı dolanıyor.
Ama şunu unutmamak lazım: Telefon diplomasisi her zaman etkili olmuyor. Birebir temasın, yüz yüze masanın yerini hiçbir şey tutmaz. Hele de Ortadoğu gibi güvenin “sıfır” olduğu bir coğrafyada, “dostum” diye başlayan cümlelerin sonu genelde hüsran. Yine de 14 Mart 2026 sabahı itibarıyla, masada hala güçlü bir Türkiye sesi var. Özellikle Gazze meselesinde Ankara elini hiç çekmiyor.
Kendi adıma; bu kadar yoğun bir telefon diplomasisinin kalıcı çözümler üretip üretmeyeceğine dair şüpheliyim, ama Ankara'nın ısrarı ve dinamizmi bölgedeki denklemde hâlâ önemli. Sırf “görüşüldü” diye geçiştirmek kolay, asıl mesele o telefonun gerçekten neyi değiştirdiği. Beklentileri düşük tutmakta fayda var, çünkü bölgedeki taşlar hâlâ yerinde duruyor.
Dinlediğim kulislerde, konuşmaların içeriği tamamen kamuoyuna yansımıyor. Özellikle Blinken’la yapılan görüşmede, Türkiye’nin kuzey Suriye’deki PKK/YPG yapılanmasından rahatsızlığı açık açık iletilmiş. Blinken’ın cevabı ise klasik Amerikan ezberinde: “Terörle mücadelede iş birliği”. Her zamanki gibi yuvarlak laflar, ama Ankara bu sefer daha ısrarcıymış.
Mısırlı Bakan Sameh Shoukry ile yapılan görüşmede ise gündem, sınır kapılarının açık tutulması ve insani yardımlar. Türkiye, Refah Sınır Kapısı’ndan yardım geçişinin önündeki bürokratik engellerin kaldırılmasını istiyor. Katar’la yapılan temas ise Hamas’ın masaya çekilmesiyle ilgiliymiş. Doğrudan “arabuluculuk” değil, ama arka kapı diplomasisiyle ateşkese bir adım daha yaklaşmak hedefleniyor.
Bu kadar hızlı ve yoğun bir telefon trafiği Türkiye için yeni bir model. 2010’larda iş “sıfır sorun” diplomasisiyle övülürdü, şimdi ise hızlı reaksiyona, ani temasa dönüştü. Artık devletler arası ilişkilerde dosyalar uçakla taşınmıyor, bir WhatsApp mesajı kadar hızlı ilerliyor. Diplomatlar arasında “telefonda çözülmeyen iş, masada hiç çözülmez” lafı dolanıyor.
Ama şunu unutmamak lazım: Telefon diplomasisi her zaman etkili olmuyor. Birebir temasın, yüz yüze masanın yerini hiçbir şey tutmaz. Hele de Ortadoğu gibi güvenin “sıfır” olduğu bir coğrafyada, “dostum” diye başlayan cümlelerin sonu genelde hüsran. Yine de 14 Mart 2026 sabahı itibarıyla, masada hala güçlü bir Türkiye sesi var. Özellikle Gazze meselesinde Ankara elini hiç çekmiyor.
Kendi adıma; bu kadar yoğun bir telefon diplomasisinin kalıcı çözümler üretip üretmeyeceğine dair şüpheliyim, ama Ankara'nın ısrarı ve dinamizmi bölgedeki denklemde hâlâ önemli. Sırf “görüşüldü” diye geçiştirmek kolay, asıl mesele o telefonun gerçekten neyi değiştirdiği. Beklentileri düşük tutmakta fayda var, çünkü bölgedeki taşlar hâlâ yerinde duruyor.
00