Çocukların duygularını 'anlayan' yapay zeka oyuncakları, aslında çoğu zaman basit algoritmalarla yüzeysel tahminler yaparak kafa karışıklığına yol açıyor; mesela geçen yıl bir arkadaşımın çocuğu, Mattel'in akıllı bebeklerinden birine kızgınlığını anlattığında, oyuncak bunu mutluluk sanıp aptalca şarkılar çaldı ve durumu daha da kötüleştirdi. Geleneksel oyuncaklarla karşılaştırınca, eski tahta bloklar veya peluş ayılar en azından duyguları manipüle etmeden hayal gücünü besliyordu, oysa bunlar veri toplamak için tasarlanmış gibi hissediliyor. Üstelik, bir araştırmada 2024'te ABD'de benzer oyuncakların yüzde 30'unun duyguları yanlış yorumladığı ortaya çıktı – sanki Hollywood filmlerindeki robotlar gibi, empatiyi taklit edip gerçekliği bozuyorlar. Anne babalar, bu oyuncakları almadan önce çocuklarının doğal etkileşimlerini göz ardı etmemeli; yoksa ileride duygusal bağımlılıklar yaratabilir. Benzer hataları trafikte görmüştüm, sürücü asistanları gibi, bu oyuncaklar da müdahaleleriyle özgün deneyimleri baltalıyor. Asıl sorun, teknolojinin çocuk gelişimini hızlandırmak yerine yavaşlatması. Bu eğilimi durdurmak için markalar daha fazla test yapmalı, yoksa gelecek nesiller duygularını bir ekrana emanet edecek.
00