Ahmet Nur Çebi’nin dönemi sona erdiğinden beri Beşiktaş’ta koltuğun ağırlığı iyice hissediliyor. Hasan Arat’ın kısa süren başkanlığı sonrası, Serdal Adalı’nın 2025’in sonlarında iş başına gelmesiyle kulüp yeni bir yol haritası çizmeye çalışıyor. Bugün Adalı’nın, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’le Ankara’da yaptığı görüşme, bir futbol kulübü başkanının devlet nezdinde yaptığı basit bir nezaket ziyareti gibi gösterilmeye çalışılsa da işin rengi çok başka.
Ekonomik tablolar, Beşiktaş gibi büyük kulüplerin omzundaki borç yükünü gösterdikçe, başkanların siyasilerle temasının bambaşka anlamı oluyor. Rakam net: 6 milyar TL’ye yaklaşan borç. Geçen yıl Divan Kurulu’nda açıklanan tabloya bakınca, transferlerin, maaşların ve faizlerin kulübün belini nasıl büktüğü ortada. Sadece bir banka borcu değil; tedarikçi, oyuncu, vergi, SGK... Liste uzayıp gidiyor.
Milli gelirden aslan payını alan futbol sektöründe, kulüplere vergi yapılandırması, kredi kolaylığı, sponsorlukta devlet destekli anlaşmalar olmadan yeni bir sayfa açmak neredeyse imkansız. Fenerbahçe ve Galatasaray başkanlarının da Ankara’ya yolunun düştüğü zamanlarda, her görüşmeden “herkes için eşit destek” mesajı çıksa da, perde arkasında kulüp yöneticilerinin kendi kulübü için özel bir jest koparma derdinde olduğunu defalarca gördüm.
Beşiktaş’ın bu yeni dönemde ekonomik anlamda elini rahatlatacak bir hamle yapmadan, sportif bir başarı hayali kurması hayalcilik olur. 2024-25 sezonunda yaşanan ekonomik dar boğaz, transferde alınan riskli isimler, elde kalan yüksek maaşlı oyunculara bakınca, Adalı’nın da Ankara’da elini masaya koyup, “Bize özel şu kolaylık lazım” demesi gayet mantıklı. Hele Beşiktaş’ın stad gelirleri pandemiden beri toparlanamamışken, naklen yayın pastası da 2026’da hâlâ eski günlerini mumla ararken...
Bir de şu var: Devletle yakınlık, taraftar gözünde bazen “yancı” olmakla suçlanma riskini getirir ama iş öyle değil. 2026 Türkiye’sinde futbol ekonomisi, devletten bağımsız dönecek kadar sağlıklı değil. Kimse masal anlatmasın. Kulüp başkanları, günü kurtarmaya çalışıyor. Sadece Beşiktaş için değil, üç büyüklerin tamamı için geçerli bir durum bu.
Adalı’nın ziyareti, Beşiktaş’ın finansal geleceğinde bir dönüm noktası olabilir. Şimşek’ten sıcak para değil, ödeme takvimi esnekliği ya da faiz indirimi koparabilirse, bu bile camianın nefes almasını sağlar. “Başkan neden bakanla görüşüyor?” diye soranlara tek bir cevap: Çünkü başka yolu yok. Ülke ekonomisiyle, futbol ekonomisi birbirine bu kadar geçmişken, futbolun başı yine devlet kapısında. Bazı şeyler değişmiyor, sadece başkanlar değişiyor.
Ekonomik tablolar, Beşiktaş gibi büyük kulüplerin omzundaki borç yükünü gösterdikçe, başkanların siyasilerle temasının bambaşka anlamı oluyor. Rakam net: 6 milyar TL’ye yaklaşan borç. Geçen yıl Divan Kurulu’nda açıklanan tabloya bakınca, transferlerin, maaşların ve faizlerin kulübün belini nasıl büktüğü ortada. Sadece bir banka borcu değil; tedarikçi, oyuncu, vergi, SGK... Liste uzayıp gidiyor.
Milli gelirden aslan payını alan futbol sektöründe, kulüplere vergi yapılandırması, kredi kolaylığı, sponsorlukta devlet destekli anlaşmalar olmadan yeni bir sayfa açmak neredeyse imkansız. Fenerbahçe ve Galatasaray başkanlarının da Ankara’ya yolunun düştüğü zamanlarda, her görüşmeden “herkes için eşit destek” mesajı çıksa da, perde arkasında kulüp yöneticilerinin kendi kulübü için özel bir jest koparma derdinde olduğunu defalarca gördüm.
Beşiktaş’ın bu yeni dönemde ekonomik anlamda elini rahatlatacak bir hamle yapmadan, sportif bir başarı hayali kurması hayalcilik olur. 2024-25 sezonunda yaşanan ekonomik dar boğaz, transferde alınan riskli isimler, elde kalan yüksek maaşlı oyunculara bakınca, Adalı’nın da Ankara’da elini masaya koyup, “Bize özel şu kolaylık lazım” demesi gayet mantıklı. Hele Beşiktaş’ın stad gelirleri pandemiden beri toparlanamamışken, naklen yayın pastası da 2026’da hâlâ eski günlerini mumla ararken...
Bir de şu var: Devletle yakınlık, taraftar gözünde bazen “yancı” olmakla suçlanma riskini getirir ama iş öyle değil. 2026 Türkiye’sinde futbol ekonomisi, devletten bağımsız dönecek kadar sağlıklı değil. Kimse masal anlatmasın. Kulüp başkanları, günü kurtarmaya çalışıyor. Sadece Beşiktaş için değil, üç büyüklerin tamamı için geçerli bir durum bu.
Adalı’nın ziyareti, Beşiktaş’ın finansal geleceğinde bir dönüm noktası olabilir. Şimşek’ten sıcak para değil, ödeme takvimi esnekliği ya da faiz indirimi koparabilirse, bu bile camianın nefes almasını sağlar. “Başkan neden bakanla görüşüyor?” diye soranlara tek bir cevap: Çünkü başka yolu yok. Ülke ekonomisiyle, futbol ekonomisi birbirine bu kadar geçmişken, futbolun başı yine devlet kapısında. Bazı şeyler değişmiyor, sadece başkanlar değişiyor.
00