Son iki yılın en çok konuşulan askeri meselesi bu: Amerika'nın mühimmat stokları alarm veriyor. Ukrayna'ya gönderilen tank mermileri, HIMARS roketleri, Stinger ve Javelin'ler... 2022'den beri hem miktar hem çeşit açısından korkunç bir transfer var. Pentagon’un kendi raporlarına göre, sadece Kasım 2025’e kadar Ukrayna’ya 2 milyon 155 bin topçu mühimmatı gönderilmiş. 155mm obüs mermisi stoku üçte bir oranında erimiş. Kendi generalleri bile “kritik eşiğe yaklaştık” diyor. Laf olsun diye değil, Temmuz 2025’te Savunma Bakanı Austin “Üretim hızımız talebe yetişemiyor” dedi, kayıtlarda var.
Kısacası, ABD 30 yıl savaşacak kadar mühimmatını bu iki yılda tüketmedi belki ama, barutun kokusu burnunda taze. Lojistik zinciri koptuğunda, yenilemesi o kadar da kolay değil. Hele ki Çin’le Tayvan üzerinden bir sıcak çatışmaya girilecekse, işler daha beter karışacak. Çünkü şu an ABD’nin topçu mühimmatı üretim kapasitesi ayda 40 bin civarında. 2027 hedefi ayda 100 bine çıkmak. Bu oran Ukrayna’daki tüketim hızının ancak yarısı. Adamlar cephede üç günde bir aylık ABD üretimini yakıyorlar.
Stokları yenileme işinde özel sektörle uğraşıyorlar; Raytheon, Northrop Grumman, Lockheed Martin… Sürekli ‘üretim artıyor’ diyorlar da, üretim hattı kurmak, tedarik zincirini genişletmek öyle üç günde olacak iş değil. Alttan yetişen işgücü eksik, çip krizi, hammadde sıkıntısı... 2024 sonunda ABD Kongresi ek fon onayladı ama bu da paranın hemen mermiye dönüşeceği anlamına gelmiyor.
Bunun siyasi kısmı da ayrı bela. İçeride “Amerikan askeri silahsız mı kalacak” diye bas bas bağıran senatörler var. Halkın gözünde “vergi parası nereye gidiyor” kısmı da önemli. Herkes Ukrayna meselesini NATO dayanışması diye pazarlasa da, iş soğuk savaşı andırmaya başladı. ABD'nin eski stratejisi “her olası savaşa birkaç yıl yetecek stok” tutmaktı. Şimdi bırak birkaç yılı, altı ayda zor dayanır diyen uzmanlar az değil.
Bir de şunu unutmamak gerek: Sadece mermi değil, personel eğitimi, bakım, yedek parça, taşıma kapasitesi… Bunlar zincirin halkası. Mühimmat var diyelim, cepheye sevkiyat yapamazsan hükmü yok. Afganistan’dan çekilirken yaşanan kargaşa hâlâ hafızalarda. 2026’da ABD askeri endüstrisinin en ciddi sınavı bu kriz olacak.
“ABD istemezse kendini silahsız bırakmaz” diyenler var. Ama askeri tarih, kibirli devlerin yanlış hesaplarla nasıl zora düştüğüne dair örneklerle dolu. Stoklar bitmez belki, ama “her şeye yetişirim” özgüveni, 2024 sonrasında fena sarsıldı. Bir devletin cephanesi sadece mermi sayısı değil; üretim hızı, taşıma gücü, siyasi irade ve ulusal psikolojiyle ölçülür. Şu an ABD hepsinde aynı anda sınanıyor.
Kısacası, ABD 30 yıl savaşacak kadar mühimmatını bu iki yılda tüketmedi belki ama, barutun kokusu burnunda taze. Lojistik zinciri koptuğunda, yenilemesi o kadar da kolay değil. Hele ki Çin’le Tayvan üzerinden bir sıcak çatışmaya girilecekse, işler daha beter karışacak. Çünkü şu an ABD’nin topçu mühimmatı üretim kapasitesi ayda 40 bin civarında. 2027 hedefi ayda 100 bine çıkmak. Bu oran Ukrayna’daki tüketim hızının ancak yarısı. Adamlar cephede üç günde bir aylık ABD üretimini yakıyorlar.
Stokları yenileme işinde özel sektörle uğraşıyorlar; Raytheon, Northrop Grumman, Lockheed Martin… Sürekli ‘üretim artıyor’ diyorlar da, üretim hattı kurmak, tedarik zincirini genişletmek öyle üç günde olacak iş değil. Alttan yetişen işgücü eksik, çip krizi, hammadde sıkıntısı... 2024 sonunda ABD Kongresi ek fon onayladı ama bu da paranın hemen mermiye dönüşeceği anlamına gelmiyor.
Bunun siyasi kısmı da ayrı bela. İçeride “Amerikan askeri silahsız mı kalacak” diye bas bas bağıran senatörler var. Halkın gözünde “vergi parası nereye gidiyor” kısmı da önemli. Herkes Ukrayna meselesini NATO dayanışması diye pazarlasa da, iş soğuk savaşı andırmaya başladı. ABD'nin eski stratejisi “her olası savaşa birkaç yıl yetecek stok” tutmaktı. Şimdi bırak birkaç yılı, altı ayda zor dayanır diyen uzmanlar az değil.
Bir de şunu unutmamak gerek: Sadece mermi değil, personel eğitimi, bakım, yedek parça, taşıma kapasitesi… Bunlar zincirin halkası. Mühimmat var diyelim, cepheye sevkiyat yapamazsan hükmü yok. Afganistan’dan çekilirken yaşanan kargaşa hâlâ hafızalarda. 2026’da ABD askeri endüstrisinin en ciddi sınavı bu kriz olacak.
“ABD istemezse kendini silahsız bırakmaz” diyenler var. Ama askeri tarih, kibirli devlerin yanlış hesaplarla nasıl zora düştüğüne dair örneklerle dolu. Stoklar bitmez belki, ama “her şeye yetişirim” özgüveni, 2024 sonrasında fena sarsıldı. Bir devletin cephanesi sadece mermi sayısı değil; üretim hızı, taşıma gücü, siyasi irade ve ulusal psikolojiyle ölçülür. Şu an ABD hepsinde aynı anda sınanıyor.
00