Geçen hafta Bakü’deki toplantıda kameralar önünde lafı patlattı: “Azerbaycan-Türkiye kardeşliği bozulmaz.” Yahu bozulacak gibi bir hava mı var, yoksa birileri özellikle bu yaranın kabuğunu mı kaşıyor anlamak zor. Siyasette bu tarz “bozulmaz” çıkışları genelde bir şeylerin çatırdadığı zaman gelir. Özellikle son aylarda Ermenistan’la barış süreci (evet, buradaki “süreç” kelimesini bilerek kullandım, başka kelime bulamadım) yüzünden Bakü’de “Ankara fazla arabulucu mu davranıyor?” soruları dönüp duruyor. Ama dışarıdan kabadayılık pozları işte: “Kardeşlik bozulmaz canım, kimse aramıza giremez.”
Bir de kendisi TDT Aksakallar Başkanı oldu ya, sanki aile büyüğü gibi arada çıkıp “Çocuklar kavga etmeyin” diyor. Aslında bu laf, iki ülke arasında son dönemde çıkan, sosyal medyaya da yansıyan küçük tartışmaları bastırmak için atılmış bir siper gibi. Twitter’da gördüm, geçen ay biri “Türk askeri Karabağ’a niye girmedi?” diye tartışma başlatıyor, öteki “Azerbaycan kendi işini kendi görür” diye cevaplıyor. Al sana kardeşlik testi.
Bu kardeşlik muhabbeti 90’lardan beri anlatılır, “iki devlet tek millet” ezberi. Ama işin rengi, menfaatler çatışınca değişiyor. 2020’de Karabağ Savaşı’nda Ankara desteği alındı, şimdi ise “Türkiye ne kadar yanımızda?” tartışılıyor. Hele 2022’de Bakü’de bir kafede otururken kulak misafiri oldum, gençler gayet dobra: “Türkler gelmese de biz kazanırdık.” Bunu bir Türk’ün yanında söylemek cesaret ister, ama orada atmosfer böyle.
Bu tip açıklamalar fazla romantize edince işin gerçekleri unutuluyor. Diplomaside ebedi dost, ebedi düşman yok; sadece çıkarlar var. Bugün kardeşlik, yarın ticari anlaşmada tırnaklar gösterilir, kimse şaşırmasın. Hele enerjide, gaz borularında, uluslararası ihalelerde Azerbaycan’ın “Bakın, bizim de alternatifimiz var” çıkışlarını duymayan kalmadı. Türk hükümeti de aynı şekilde, “biz olmadan olmaz” mesajını her fırsatta veriyor.
Ayrıca bu tarz gövde gösterilerini fazla ciddiye almamak lazım. İşin gerçeği, kardeşlik ancak menfaatler paralel giderken sağlam durur. Yarın öbür gün sınırda başka bir kriz çıksa, iki taraf da kendi cebine bakar. O yüzden bu “bozulmaz” narasına fazla romantizm yüklememek gerek.
Kısacası — lafla peynir gemisi yürümüyor. Kardeşliği korumak istiyorsan, halklar arası bağı güçlendirecek adımlar atmalı: öğrenci değişimleri, ortak kültürel projeler, iş dünyası için kolaylıklar. Yoksa yukarıdan aşağıya “kardeşlik bozulmaz” diye bağırmakla kimsenin içi rahat etmiyor. Hele yeni nesil sosyal medya çağında, herkesin kafasında soru işareti varken, bu laflar biraz içi boş kalıyor.
Bir de kendisi TDT Aksakallar Başkanı oldu ya, sanki aile büyüğü gibi arada çıkıp “Çocuklar kavga etmeyin” diyor. Aslında bu laf, iki ülke arasında son dönemde çıkan, sosyal medyaya da yansıyan küçük tartışmaları bastırmak için atılmış bir siper gibi. Twitter’da gördüm, geçen ay biri “Türk askeri Karabağ’a niye girmedi?” diye tartışma başlatıyor, öteki “Azerbaycan kendi işini kendi görür” diye cevaplıyor. Al sana kardeşlik testi.
Bu kardeşlik muhabbeti 90’lardan beri anlatılır, “iki devlet tek millet” ezberi. Ama işin rengi, menfaatler çatışınca değişiyor. 2020’de Karabağ Savaşı’nda Ankara desteği alındı, şimdi ise “Türkiye ne kadar yanımızda?” tartışılıyor. Hele 2022’de Bakü’de bir kafede otururken kulak misafiri oldum, gençler gayet dobra: “Türkler gelmese de biz kazanırdık.” Bunu bir Türk’ün yanında söylemek cesaret ister, ama orada atmosfer böyle.
Bu tip açıklamalar fazla romantize edince işin gerçekleri unutuluyor. Diplomaside ebedi dost, ebedi düşman yok; sadece çıkarlar var. Bugün kardeşlik, yarın ticari anlaşmada tırnaklar gösterilir, kimse şaşırmasın. Hele enerjide, gaz borularında, uluslararası ihalelerde Azerbaycan’ın “Bakın, bizim de alternatifimiz var” çıkışlarını duymayan kalmadı. Türk hükümeti de aynı şekilde, “biz olmadan olmaz” mesajını her fırsatta veriyor.
Ayrıca bu tarz gövde gösterilerini fazla ciddiye almamak lazım. İşin gerçeği, kardeşlik ancak menfaatler paralel giderken sağlam durur. Yarın öbür gün sınırda başka bir kriz çıksa, iki taraf da kendi cebine bakar. O yüzden bu “bozulmaz” narasına fazla romantizm yüklememek gerek.
Kısacası — lafla peynir gemisi yürümüyor. Kardeşliği korumak istiyorsan, halklar arası bağı güçlendirecek adımlar atmalı: öğrenci değişimleri, ortak kültürel projeler, iş dünyası için kolaylıklar. Yoksa yukarıdan aşağıya “kardeşlik bozulmaz” diye bağırmakla kimsenin içi rahat etmiyor. Hele yeni nesil sosyal medya çağında, herkesin kafasında soru işareti varken, bu laflar biraz içi boş kalıyor.
00