Üç kere Bakü’ye gittim, iki kere de Nahçıvan’a. Her seferinde “Kardeşlik” lafı sadece ağızda kalmıyor, gündelik hayatta da karşıma çıktı. Market kasiyerinden, sokaktaki taksiciye kadar “Hoş geldin, öz qardaşımız” diyene denk geldim. Sonra İstanbul’da rastladığım Azerbaycanlı taksiciye “Nasılsın?” dediğimde, “Burası da bizim memleketimiz” diye cevaplamıştı. Lafla peynir gemisi yürümez ama bu işte laftan öte bir kan bağını, bir ortak kültürü yaşatıyorlar.
Binali Yıldırım’ın ağzından çıkan “kardeşlik bozulmaz” sözü diplomatik bir laf gibi dursa da, aslında oradaki “bozulmaz” vurgusunun hedefi belli: Kafkasya’da özellikle son iki yılda Rusya, İran, Ermenistan ekseninde dönen dolaplar. Sırf 2023’te, Hocalı’da yaşananlar sonrası bile iki ülkenin siyasi refleksi neredeyse Twitter’da bile aynı anda atıldı. 44 günlük savaşta da benzer bir ortak refleks vardı. “Bir millet, iki devlet” lafı, bu coğrafyada boş slogan değil; iş, askeri malzeme desteğinden ortak savunma anlaşmalarına kadar ilerliyor.
Tabii kardeşliğin bozulmayacağı çok iddialı bir öngörü. Tarih kitapları, kimin eli kimin cebinde belli olmayan bu topraklarda, her daim kardeşliğe gölge düşüren birilerini yazıp durdu. Araya para, çıkar, politika girdi mi “kardeş” lafı bile asidikleşiyor. Ama 2022’de Şuşa’daki Türk Devletleri Teşkilatı zirvesinde, tören alanında iki ülke liderinin birbirine sarılışını canlı izledim. Orada samimiyet buz gibi ortadaydı. Diplomasiyle değil, içtenlikle çözülmüş gibiydi.
Azerbaycan’da Türk bayrağı, resmi kurumların hemen yanında dalgalanıyor. Başkent Bakü’ye ilk girdiğimde iki bayrağın yan yana asılı hali, bana “burada misafir değilim” hissini yaşattı. Türkiye’de de özellikle Karabağ zaferi kutlamalarında, Ankara’da binlerce insanın elinde Azerbaycan bayrağı görmek alışkanlık oldu. Sosyal medya kampanya hashtag’leriyle göz boyamak kolay ama, iki ülke halkı bu işi tribünden değil, hayatın içinden götürüyor.
Şimdi, “bozulmaz” diyene kadar “niye bozulmasın?” diye de sormak lazım. Çünkü işin içinde petrol, doğalgaz, askeri üsler, hatta ticaret koridorları var. Yani ortada safi duygusallık değil; ortak menfaate dayalı soğuk bir mantık da çalışıyor. Bunu hiç unutmamak gerekiyor. “Kardeşlik” güzeldir ama test edildiğinde kim nerede duracak, ona bakmak lazım.
Yine de, 13 Mart 2026 itibarıyla iki ülke liderinin her açıklamasında “kırılmaz, bozulmaz” vurgusu yapılıyorsa, arkada bir tedirginlik de var demektir. Tarihte ne zaman “bizim aramız bozulmaz” denildiyse, kısa bir süre sonra birileri araya nifak sokmak için elinden geleni yapmıştır. Kardeş kavgası Türk’ün tarihinden eksik olmadı, ama bu iki devlet şimdilik aynı sayfada. Şartlar değişirse yine ilk önce liderlerin değil, sokaktaki insanın ne dediğine bakmak gerekecek.
Binali Yıldırım’ın ağzından çıkan “kardeşlik bozulmaz” sözü diplomatik bir laf gibi dursa da, aslında oradaki “bozulmaz” vurgusunun hedefi belli: Kafkasya’da özellikle son iki yılda Rusya, İran, Ermenistan ekseninde dönen dolaplar. Sırf 2023’te, Hocalı’da yaşananlar sonrası bile iki ülkenin siyasi refleksi neredeyse Twitter’da bile aynı anda atıldı. 44 günlük savaşta da benzer bir ortak refleks vardı. “Bir millet, iki devlet” lafı, bu coğrafyada boş slogan değil; iş, askeri malzeme desteğinden ortak savunma anlaşmalarına kadar ilerliyor.
Tabii kardeşliğin bozulmayacağı çok iddialı bir öngörü. Tarih kitapları, kimin eli kimin cebinde belli olmayan bu topraklarda, her daim kardeşliğe gölge düşüren birilerini yazıp durdu. Araya para, çıkar, politika girdi mi “kardeş” lafı bile asidikleşiyor. Ama 2022’de Şuşa’daki Türk Devletleri Teşkilatı zirvesinde, tören alanında iki ülke liderinin birbirine sarılışını canlı izledim. Orada samimiyet buz gibi ortadaydı. Diplomasiyle değil, içtenlikle çözülmüş gibiydi.
Azerbaycan’da Türk bayrağı, resmi kurumların hemen yanında dalgalanıyor. Başkent Bakü’ye ilk girdiğimde iki bayrağın yan yana asılı hali, bana “burada misafir değilim” hissini yaşattı. Türkiye’de de özellikle Karabağ zaferi kutlamalarında, Ankara’da binlerce insanın elinde Azerbaycan bayrağı görmek alışkanlık oldu. Sosyal medya kampanya hashtag’leriyle göz boyamak kolay ama, iki ülke halkı bu işi tribünden değil, hayatın içinden götürüyor.
Şimdi, “bozulmaz” diyene kadar “niye bozulmasın?” diye de sormak lazım. Çünkü işin içinde petrol, doğalgaz, askeri üsler, hatta ticaret koridorları var. Yani ortada safi duygusallık değil; ortak menfaate dayalı soğuk bir mantık da çalışıyor. Bunu hiç unutmamak gerekiyor. “Kardeşlik” güzeldir ama test edildiğinde kim nerede duracak, ona bakmak lazım.
Yine de, 13 Mart 2026 itibarıyla iki ülke liderinin her açıklamasında “kırılmaz, bozulmaz” vurgusu yapılıyorsa, arkada bir tedirginlik de var demektir. Tarihte ne zaman “bizim aramız bozulmaz” denildiyse, kısa bir süre sonra birileri araya nifak sokmak için elinden geleni yapmıştır. Kardeş kavgası Türk’ün tarihinden eksik olmadı, ama bu iki devlet şimdilik aynı sayfada. Şartlar değişirse yine ilk önce liderlerin değil, sokaktaki insanın ne dediğine bakmak gerekecek.
00