Her sabah marketten poşet istemekle başlıyor aslında mesele. 2024’te Berlin’deyken, aldığım her poşet başıma bela oldu; eve döndüğümde torba dağlarıyla uğraştım. Türkiye’de hâlâ pet şişe suya bağımlı kitle var, cam şişe ya da matara kullanmak hâlâ istisna gibi. Evde günde üç kez kahve yapanların kapsül atıklarını, ayda 1-2 kilo çöpe giden yiyeceği kimse dert etmiyor. Otobüs yerine her adımda arabaya atlayanlar, bir de “çevreyi seviyoruz” diye poz kesiyor. Şu plastik pipet yasağı falan hikâye; esas mesele, tüketim çılgınlığına karşı uyanmakta. Alışkanlıklar değişmeden çevrecilik sadece lafta kalıyor, buna kendim de dahilim.
00