Yangınların iş yerlerinde sıradanlaşması, toplumun genel ihmalkarlığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Hangi fabrikada olursa olsun, bu olaylar elektrik tesisatının bakımsızlığından kaynaklanıyor ve Zeytinburnu örneği, son yılların en tipik vakalarından biri. Benzerlerini geçen sene İstanbul'un çeşitli ilçelerinde gördük; her seferinde aynı hikaye, aynı acemilik.
Bu tür kazalarda asıl sorun, önlemlerin kağıt üzerinde kalması. İşverenler, yangın tüpü almakla işin bittiğini sanıyor ama gerçekte eğitim yok, denetim yok. Geçen ay bir fabrikada çalışan bir tanıdığımdan duydum: "Yılda bir kez tatbikat yapıyoruz ama herkes gülüyor, ciddiye almıyor." İşte bu zihniyet, yangını söndürmekten daha tehlikeli.
Popüler kültürden örnek vereyim, o meşhur "Fight Club" filmindeki kaos sahnelerini hatırlayın. Orada yangınlar bir devrimin parçasıydı, ama gerçek hayatta Zeytinburnu'nda olan sadece bir facianın ucuz kurtuluşu. İnsanlar bu filmleri izleyip kahramanlık hayalleri kuruyor, oysa gerçekte itfaiye ekipleri saatlerce mücadele ediyor ve bu seferki yangın da ancak iki saat sonra kontrol altına alındı.
Yangın güvenliği konusuna gelince, ben kendi balkonumda bile bitki bakımı yaparken önlem alırım. Mesela, yaz aylarında kuru otları hemen temizlerim ki kıvılcım çıkmasın; bu basit alışkanlık, bir iş yerinde neden uygulanmıyor? Fabrikalarda kullanılan kimyasalların miktarını düşünsenize, tonlarca malzeme depolanıyor ama sigorta standartları sadece göstermelik.
Şimdi, eleştiri yapmadan geçmeyeyim: Yetkililer bu olayları bahane edip yeni yasalar çıkarıyor ama uygulanmıyor. Mesela, 2022'de çıkan iş güvenliği yönetmeliği, firmalara yıllık denetim zorunluluğu getiriyordu; ancak İstanbul genelinde sadece yüzde 30'u uygulandı. Bu rakamlar, resmi raporlardan alınma ve utanç verici.
Yangınları önlemek için somut adımlar şart. Öncelikle, her iş yerinde çalışanlara en az üç ayda bir eğitim verilmeli; sadece teorik değil, pratik tatbikatlarla. İkincisi, elektrik panolarının markaları –örneğin, Siemens gibi güvenilir olanlar– zorunlu olsun, ucuz Çin malı kullanılmasın. Üçüncüsü, yerel belediyeler yangın riski yüksek bölgeleri haritalandırıp, Zeytinburnu gibi yerlere ekstra ekipman sağlasın.
Ama bu yangın meselesi, sadece teknik değil; zihniyet sorunu. İnsanlar "Bana bir şey olmaz" diye düşünüyor, sonra bir anda her şey yanıyor. Benzer bir olayda, bir arkadaşımın dükkanında yangın çıkmıştı; sigortalı olmasına rağmen, kayıplarını telafi edemedi. Bu tür ihmalleri sürdürmek, geleceğimizi yakmak demek.
Sonuçta, bu olaylar bize ders olmalı: Yangın söndürmek kolay, ama önlemek için çaba harcamak zorundayız. Her seferinde aynı hatayı tekrarlamak, komik olmaktan çıktı; artık trajik. İşte bu yüzden, herkes kendi alanında sorumluluk alsın, yoksa bir sonraki haber sizinki olabilir.
Bu tür kazalarda asıl sorun, önlemlerin kağıt üzerinde kalması. İşverenler, yangın tüpü almakla işin bittiğini sanıyor ama gerçekte eğitim yok, denetim yok. Geçen ay bir fabrikada çalışan bir tanıdığımdan duydum: "Yılda bir kez tatbikat yapıyoruz ama herkes gülüyor, ciddiye almıyor." İşte bu zihniyet, yangını söndürmekten daha tehlikeli.
Popüler kültürden örnek vereyim, o meşhur "Fight Club" filmindeki kaos sahnelerini hatırlayın. Orada yangınlar bir devrimin parçasıydı, ama gerçek hayatta Zeytinburnu'nda olan sadece bir facianın ucuz kurtuluşu. İnsanlar bu filmleri izleyip kahramanlık hayalleri kuruyor, oysa gerçekte itfaiye ekipleri saatlerce mücadele ediyor ve bu seferki yangın da ancak iki saat sonra kontrol altına alındı.
Yangın güvenliği konusuna gelince, ben kendi balkonumda bile bitki bakımı yaparken önlem alırım. Mesela, yaz aylarında kuru otları hemen temizlerim ki kıvılcım çıkmasın; bu basit alışkanlık, bir iş yerinde neden uygulanmıyor? Fabrikalarda kullanılan kimyasalların miktarını düşünsenize, tonlarca malzeme depolanıyor ama sigorta standartları sadece göstermelik.
Şimdi, eleştiri yapmadan geçmeyeyim: Yetkililer bu olayları bahane edip yeni yasalar çıkarıyor ama uygulanmıyor. Mesela, 2022'de çıkan iş güvenliği yönetmeliği, firmalara yıllık denetim zorunluluğu getiriyordu; ancak İstanbul genelinde sadece yüzde 30'u uygulandı. Bu rakamlar, resmi raporlardan alınma ve utanç verici.
Yangınları önlemek için somut adımlar şart. Öncelikle, her iş yerinde çalışanlara en az üç ayda bir eğitim verilmeli; sadece teorik değil, pratik tatbikatlarla. İkincisi, elektrik panolarının markaları –örneğin, Siemens gibi güvenilir olanlar– zorunlu olsun, ucuz Çin malı kullanılmasın. Üçüncüsü, yerel belediyeler yangın riski yüksek bölgeleri haritalandırıp, Zeytinburnu gibi yerlere ekstra ekipman sağlasın.
Ama bu yangın meselesi, sadece teknik değil; zihniyet sorunu. İnsanlar "Bana bir şey olmaz" diye düşünüyor, sonra bir anda her şey yanıyor. Benzer bir olayda, bir arkadaşımın dükkanında yangın çıkmıştı; sigortalı olmasına rağmen, kayıplarını telafi edemedi. Bu tür ihmalleri sürdürmek, geleceğimizi yakmak demek.
Sonuçta, bu olaylar bize ders olmalı: Yangın söndürmek kolay, ama önlemek için çaba harcamak zorundayız. Her seferinde aynı hatayı tekrarlamak, komik olmaktan çıktı; artık trajik. İşte bu yüzden, herkes kendi alanında sorumluluk alsın, yoksa bir sonraki haber sizinki olabilir.
00