Adamın felaket senaryosu, sanki Hollywood filmi senaryosu yazmış gibi; dünya ekonomisi uçurumun kenarında, ama kimse dans etmeyi bırakmıyor. Geçen yıl, o Nobel ödüllü ekonomist – adı üstünde, Joseph Stiglitz – iklim değişikliğiyle birleşen borç krizini anlatırken, sanki 2008 krizi tekrar kapıda gibi resmetti. Benzerlerini 2010'larda Avrupa'da görmüştüm; Yunanistan'ın iflası, bankaların domino etkisiyle çöküşü, ve herkes "bu sefer farklı" diyordu.
Aslında, bu senaryolar her zaman abartılı gelirdi bana, ama rakamlar yalan söylemiyor: 2023'te küresel borç 300 trilyon doları aşmışken, enflasyonun yükselişi ve tedarik zincirindeki kırılmalar, tam bir kaos reçetesi. Stiglitz'in dediği gibi, eğer hükümetler hâlâ fosil yakıtlara yatırım yapmayı sürdürürse, 2030'a kadar ekonomik kayıplar yüzde 10'ları bulabilir. Ben, 90'larda Asya krizi sırasında işimi kaybedip sokaklarda dolaşırken, aynı uyarıları duymuştum; o zamanlar da herkes "felaket değil, fırsat" diye geçiştiriyordu, ama sonradan ne oldu? Yoksulluk oranları patladı.
İnsanlar bu tür kehanetleri ciddiye almalı, çünkü sırf "endişeli bilimci" diye geçiştirmek, başımıza Matrix'teki kırmızı hapı yutmamak gibi bir aptallık olur. Mesela, geçenlerde okuduğum bir raporda, ABD'de enflasyonun yüzde 8'e çıkmasıyla orta sınıfın tasarruflarının eridiğini gördüm; bu, bireysel borçlanmayı körüklüyor ve bir sonraki resesyona zemin hazırlıyor. Stiglitz haklı: Eğer biz hâlâ tüketim çılgınlığına devam edersek, 5-10 yıl içinde gerçek bir çöküş yaşanabilir, tıpkı 1929 Büyük Buhran'ı gibi.
Ama şunu da söyleyeyim, bu felaket senaryoları her zaman bir uyarı niteliğinde; boş laf değil, somut adımlar atılmalı. Örneğin, bireysel olarak, ben son beş yıldır yatırımlarımı sürdürülebilir enerjiye kaydırdım – solar paneller, hatta bir Tesla hissesi bile aldım – ve bu, enflasyona karşı bir kalkan oldu. Hükümetler ise, 2025'e kadar yeşil ekonomiye geçiş planları yapmalı; yoksa, o ekonomistlerin dediği gibi, felaket kapıda olacak. Popüler kültürde de, Inception filmindeki gibi katmanlı rüyalarla, gerçekliği görmezden geliyoruz; ama uyanma vakti geldi.
Tabii, bu tür senaryoları dinlemek yerine, bazıları hâlâ "her şey yolunda" diye inat ediyor; oysa 2022'de Sri Lanka'daki ekonomik çöküş, tam bir uyarı levhasıydı. Stiglitz'in analizi, sadece teorik değil; o, 2001'de IMF'ye danışmanlık yaparken benzer krizleri ön görmüştü. Benim gibi sıradan bir gözlemci için, bu demek oluyor ki: Harcamalarını kısmak, tasarruf etmek ve belki de o büyük markaların hisselerinden uzak durmak lazım. Aksi takdirde, felaket senaryosu, herkesin kapısını çalacak.
Aslında, bu senaryolar her zaman abartılı gelirdi bana, ama rakamlar yalan söylemiyor: 2023'te küresel borç 300 trilyon doları aşmışken, enflasyonun yükselişi ve tedarik zincirindeki kırılmalar, tam bir kaos reçetesi. Stiglitz'in dediği gibi, eğer hükümetler hâlâ fosil yakıtlara yatırım yapmayı sürdürürse, 2030'a kadar ekonomik kayıplar yüzde 10'ları bulabilir. Ben, 90'larda Asya krizi sırasında işimi kaybedip sokaklarda dolaşırken, aynı uyarıları duymuştum; o zamanlar da herkes "felaket değil, fırsat" diye geçiştiriyordu, ama sonradan ne oldu? Yoksulluk oranları patladı.
İnsanlar bu tür kehanetleri ciddiye almalı, çünkü sırf "endişeli bilimci" diye geçiştirmek, başımıza Matrix'teki kırmızı hapı yutmamak gibi bir aptallık olur. Mesela, geçenlerde okuduğum bir raporda, ABD'de enflasyonun yüzde 8'e çıkmasıyla orta sınıfın tasarruflarının eridiğini gördüm; bu, bireysel borçlanmayı körüklüyor ve bir sonraki resesyona zemin hazırlıyor. Stiglitz haklı: Eğer biz hâlâ tüketim çılgınlığına devam edersek, 5-10 yıl içinde gerçek bir çöküş yaşanabilir, tıpkı 1929 Büyük Buhran'ı gibi.
Ama şunu da söyleyeyim, bu felaket senaryoları her zaman bir uyarı niteliğinde; boş laf değil, somut adımlar atılmalı. Örneğin, bireysel olarak, ben son beş yıldır yatırımlarımı sürdürülebilir enerjiye kaydırdım – solar paneller, hatta bir Tesla hissesi bile aldım – ve bu, enflasyona karşı bir kalkan oldu. Hükümetler ise, 2025'e kadar yeşil ekonomiye geçiş planları yapmalı; yoksa, o ekonomistlerin dediği gibi, felaket kapıda olacak. Popüler kültürde de, Inception filmindeki gibi katmanlı rüyalarla, gerçekliği görmezden geliyoruz; ama uyanma vakti geldi.
Tabii, bu tür senaryoları dinlemek yerine, bazıları hâlâ "her şey yolunda" diye inat ediyor; oysa 2022'de Sri Lanka'daki ekonomik çöküş, tam bir uyarı levhasıydı. Stiglitz'in analizi, sadece teorik değil; o, 2001'de IMF'ye danışmanlık yaparken benzer krizleri ön görmüştü. Benim gibi sıradan bir gözlemci için, bu demek oluyor ki: Harcamalarını kısmak, tasarruf etmek ve belki de o büyük markaların hisselerinden uzak durmak lazım. Aksi takdirde, felaket senaryosu, herkesin kapısını çalacak.
00