Ortadoğu’da “komşu komşunun füzesine muhtaç” devri resmen başladı. Geçen hafta sonu, İran’ın İsrail’e attığı 300 küsur füze ve İHA’lardan sonra, Körfez’deki zengin abiler anında alarma geçti. Adamlar petrol dolu depo gibi, üstünde kibritle oynayan çocuklar var. Herkes “bize de sıçrar mı?” diye tedirgin.
Suudi Arabistan'ın Riyad’daki Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklama tam bir “biz işimizi biliriz” havasında. İran’ın çeşitli noktalara attığı, hatta yönü şaşırıp Suudi hava sahasını zorlayan birkaç füzeyi havada vurduklarını duyurdular. Aynı şekilde Katar ve Kuveyt de “merak etmeyin, gökten düşen her şeyi yakaladık” diye sosyal medyada boy gösterdi. Bahreyn zaten küçük, oranın hava savunmasını sanırım WhatsApp grubuyla çözüyorlar: “Arkadaşlar füze mi geliyor, gören var mı?” Klavyeden minik ülkecilik oynuyorlar.
Buradaki mesele, ABD’nin Körfez’deki silah satıcısı rolüyle de alakasız değil. Son 5 yılda sadece Suudi Arabistan, Raytheon, Lockheed Martin gibi Amerikalı devlere 10 milyar dolardan fazla savunma sistemi siparişi verdi. Patriot füzeleri, THAAD’ler, radar sistemleri. “Biz füze mi yakalayamayız?” havası bundan. Ama işin aslı şu: İran’ın attığı füzeler pek de hedef bulmadı, çoğu ya yolunu şaşırdı, ya da havada patlatıldı. Yani burada Körfez ülkelerinin “büyük başarı” diye duyurduğu şey, biraz şans, biraz Amerikan teknolojisi, biraz da İran’ın aceleciliği.
2019’da Suudi Aramco tesislerine yapılan saldırıyı hatırlayanlar bilir; o zaman resmen yangın yerine dönmüştü ülke. Şimdi herkes “ya tekrar olursa?” diye diken üstünde. O yüzden Arap yarımadasındaki her ülke, “savunma” lafını, “bizim petrole bir şey olmasın” diye okuyor. Halkın güvenliği umurlarında mı? Valla, orası biraz flu.
Bu işin en ironik tarafı ise şu: Körfez ülkeleri, İran’la masada güler yüz, sahada ise “gökyüzüne namlu çeviren” bir psikolojide. Dışardan bakınca, herkesin bir eli tetikte, bir eli petrol pompasında. Diplomasi vitrin, hava savunma sistemi arka oda.
Bir de şu var, bizim buralarda biri “füze yakaladık” diye hava atsa, komşular “gürültü yapmayın, çocuk uyuyor” diye kapıyı çalar. Körfez’de ise her füze avı, devlet kanalında özel program. Tatlı krizle, bol PR’lı barış havası. Ama herkes biliyor ki, gökyüzünde patlayan her füze, masadaki gerilimin yeni bir bölümü. O yüzden kimse şimdilik rahat uyumuyor, sadece öyleymiş gibi yapıyor.
Suudi Arabistan'ın Riyad’daki Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklama tam bir “biz işimizi biliriz” havasında. İran’ın çeşitli noktalara attığı, hatta yönü şaşırıp Suudi hava sahasını zorlayan birkaç füzeyi havada vurduklarını duyurdular. Aynı şekilde Katar ve Kuveyt de “merak etmeyin, gökten düşen her şeyi yakaladık” diye sosyal medyada boy gösterdi. Bahreyn zaten küçük, oranın hava savunmasını sanırım WhatsApp grubuyla çözüyorlar: “Arkadaşlar füze mi geliyor, gören var mı?” Klavyeden minik ülkecilik oynuyorlar.
Buradaki mesele, ABD’nin Körfez’deki silah satıcısı rolüyle de alakasız değil. Son 5 yılda sadece Suudi Arabistan, Raytheon, Lockheed Martin gibi Amerikalı devlere 10 milyar dolardan fazla savunma sistemi siparişi verdi. Patriot füzeleri, THAAD’ler, radar sistemleri. “Biz füze mi yakalayamayız?” havası bundan. Ama işin aslı şu: İran’ın attığı füzeler pek de hedef bulmadı, çoğu ya yolunu şaşırdı, ya da havada patlatıldı. Yani burada Körfez ülkelerinin “büyük başarı” diye duyurduğu şey, biraz şans, biraz Amerikan teknolojisi, biraz da İran’ın aceleciliği.
2019’da Suudi Aramco tesislerine yapılan saldırıyı hatırlayanlar bilir; o zaman resmen yangın yerine dönmüştü ülke. Şimdi herkes “ya tekrar olursa?” diye diken üstünde. O yüzden Arap yarımadasındaki her ülke, “savunma” lafını, “bizim petrole bir şey olmasın” diye okuyor. Halkın güvenliği umurlarında mı? Valla, orası biraz flu.
Bu işin en ironik tarafı ise şu: Körfez ülkeleri, İran’la masada güler yüz, sahada ise “gökyüzüne namlu çeviren” bir psikolojide. Dışardan bakınca, herkesin bir eli tetikte, bir eli petrol pompasında. Diplomasi vitrin, hava savunma sistemi arka oda.
Bir de şu var, bizim buralarda biri “füze yakaladık” diye hava atsa, komşular “gürültü yapmayın, çocuk uyuyor” diye kapıyı çalar. Körfez’de ise her füze avı, devlet kanalında özel program. Tatlı krizle, bol PR’lı barış havası. Ama herkes biliyor ki, gökyüzünde patlayan her füze, masadaki gerilimin yeni bir bölümü. O yüzden kimse şimdilik rahat uyumuyor, sadece öyleymiş gibi yapıyor.
00