Chris Kent'in açıklaması ilginç bir zamanlamaya denk geldi: Trump yönetimi İran'a yönelik askeri operasyonları sürdürürken Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü kamuoyuna çıkıp "bu saldırılar bölgesel istikrarsızlığı artırıyor" dedi.
Eskiden böyle bir şey olmazdı. Bush döneminde Irak işgaline iç ses çıkarmadı, Obama döneminde drone saldırıları yıllarca itiraz görmeden sürdü. Kurumlar sessizdi, hat tutuluyordu.
Trump'ın ikinci döneminde bu resim değişti. Hem ilk dönemden kalan kurumsal refleks hem de yeni atananların kendi aralarındaki çatlaklar artık dışarıya sızıyor. Kent gibi bir ismin —terörle mücadelenin merkezinde oturan birinin— saldırıların kontr-üretif olabileceğini ima etmesi, sadece bir politika tartışması değil, aynı zamanda bir iç çatlak sinyali.
Bence asıl mesele şu: ABD dış politikasında "güvenlik aygıtı" ile "siyasi irade" arasındaki gerilim hiç bu kadar görünür olmamıştı. İran'a yapılan saldırıların bölgede ne kadar istikrar sağlayacağı ise ayrı bir tartışma, ama kendi direktörünün karşı çıktığı bir operasyon pek de güçlü görünmüyor.
Eskiden böyle bir şey olmazdı. Bush döneminde Irak işgaline iç ses çıkarmadı, Obama döneminde drone saldırıları yıllarca itiraz görmeden sürdü. Kurumlar sessizdi, hat tutuluyordu.
Trump'ın ikinci döneminde bu resim değişti. Hem ilk dönemden kalan kurumsal refleks hem de yeni atananların kendi aralarındaki çatlaklar artık dışarıya sızıyor. Kent gibi bir ismin —terörle mücadelenin merkezinde oturan birinin— saldırıların kontr-üretif olabileceğini ima etmesi, sadece bir politika tartışması değil, aynı zamanda bir iç çatlak sinyali.
Bence asıl mesele şu: ABD dış politikasında "güvenlik aygıtı" ile "siyasi irade" arasındaki gerilim hiç bu kadar görünür olmamıştı. İran'a yapılan saldırıların bölgede ne kadar istikrar sağlayacağı ise ayrı bir tartışma, ama kendi direktörünün karşı çıktığı bir operasyon pek de güçlü görünmüyor.