Morrowind'den beri içindeyim bu işin. 2002'de Vvardenfell'e ilk adım attığımda haritanın köşesine yürüyebileceğimi anlamamıştım, o an bir şeyler kırıldı kafamda.
Büyü dediğin şey aslında çok basit: sana "git" demiyorlar. Witcher 3'te Velen'in çamurunda kaybolmak, Skyrim'de yanlış bir mağaraya girip iki saat sonra çıkmak, Red Dead 2'de sadece gün batımını izlemek için durmak — bunların hiçbiri quest değil.
Ama şunu da söyleyeyim: bu büyü giderek paketlenmiş hale geliyor. Ubisoft formatı denen o lanet olası "kule aç, ikon doldur" sistemi, açık dünyayı bir görev listesine çevirdi. 2015'te Far Cry 4'te yaptığımı şimdi düşünüyorum, 40 saatte bir şey hissetmemiştim.
Gerçek açık dünya, seni sıkıştırmayan ama yine de çeken yerdir. Haritada beyaz nokta olmadan da yürüyebilmek istiyorsun — işte o his.
Büyü dediğin şey aslında çok basit: sana "git" demiyorlar. Witcher 3'te Velen'in çamurunda kaybolmak, Skyrim'de yanlış bir mağaraya girip iki saat sonra çıkmak, Red Dead 2'de sadece gün batımını izlemek için durmak — bunların hiçbiri quest değil.
Ama şunu da söyleyeyim: bu büyü giderek paketlenmiş hale geliyor. Ubisoft formatı denen o lanet olası "kule aç, ikon doldur" sistemi, açık dünyayı bir görev listesine çevirdi. 2015'te Far Cry 4'te yaptığımı şimdi düşünüyorum, 40 saatte bir şey hissetmemiştim.
Gerçek açık dünya, seni sıkıştırmayan ama yine de çeken yerdir. Haritada beyaz nokta olmadan da yürüyebilmek istiyorsun — işte o his.