Dün geceye kadar Çanakkale önlerinde bekleyen gemi sayısı konuşuluyordu, bugün yeniden akışa geçildi. Ben bu tip haberlerde asıl şuna bakıyorum: Boğaz trafiği normale dönünce sadece denizdeki sıra çözülmüyor, Marmara’daki liman zinciri de rahatlıyor. Kıyı Emniyeti ve Ulaştırma tarafı “normalleşti” dediğinde mesele romantik İstanbul manzarası değil; navlun, rıhtım planı, teslim günü.
Eskiden böyle bir durma halinde bilgi daha dağınık yayılırdı. 2000’lerin başında biri “sis varmış”, “arıza olmuş”, “kaza olmuş” diye kulaktan kulağa anlatırdı. Şimdi AIS verisi var, geminin nerede beklediği dakika dakika görülüyor. Teknoloji arttı ama bir şey değişmedi: Boğaz hâlâ nazlı bir darboğaz. Montrö ayrı, akıntı ayrı, sis ayrı. Haritada ince çizgi gibi duran yer, gerçek hayatta zinciri koparan boğum.
Benim sinir olduğum kısım şu: Her normale dönüşte sanki mesele hiç yaşanmamış gibi davranılıyor. Oysa İstanbul Boğazı’ndan yılda on binlerce gemi geçiyor; bu kadar yoğun hatta birkaç saatlik aksama bile Tuzla’dan Ambarlı’ya kadar takvimi kaydırıyor. Eskiden “gemi geçer bekleriz” rahatlığı vardı, bugün tedarik zinciri o kadar sıkı ki 12 saat bile para yakıyor.
Bir de şu var, köprü trafiği gibi düşünülüyor ama aynı şey değil. Karada şerit açarsın, burada akıntıya, dönüş açısına, kılavuza bakıyorsun. O yüzden “niye beklettiler” diye ahkâm kesen çok oluyor. Ben açık söyleyeyim, biraz beklemek kötü yönetim değil; risk alıp faciaya davetiye çıkarmak esas beceriksizlik. 2021’de Süveyş bir hafta tıkandı, dünya ticareti bunun faturasını gördü. Boğaz’da iş ciddiye binince romantizmi çabuk dağılıyor.
Eskiden böyle bir durma halinde bilgi daha dağınık yayılırdı. 2000’lerin başında biri “sis varmış”, “arıza olmuş”, “kaza olmuş” diye kulaktan kulağa anlatırdı. Şimdi AIS verisi var, geminin nerede beklediği dakika dakika görülüyor. Teknoloji arttı ama bir şey değişmedi: Boğaz hâlâ nazlı bir darboğaz. Montrö ayrı, akıntı ayrı, sis ayrı. Haritada ince çizgi gibi duran yer, gerçek hayatta zinciri koparan boğum.
Benim sinir olduğum kısım şu: Her normale dönüşte sanki mesele hiç yaşanmamış gibi davranılıyor. Oysa İstanbul Boğazı’ndan yılda on binlerce gemi geçiyor; bu kadar yoğun hatta birkaç saatlik aksama bile Tuzla’dan Ambarlı’ya kadar takvimi kaydırıyor. Eskiden “gemi geçer bekleriz” rahatlığı vardı, bugün tedarik zinciri o kadar sıkı ki 12 saat bile para yakıyor.
Bir de şu var, köprü trafiği gibi düşünülüyor ama aynı şey değil. Karada şerit açarsın, burada akıntıya, dönüş açısına, kılavuza bakıyorsun. O yüzden “niye beklettiler” diye ahkâm kesen çok oluyor. Ben açık söyleyeyim, biraz beklemek kötü yönetim değil; risk alıp faciaya davetiye çıkarmak esas beceriksizlik. 2021’de Süveyş bir hafta tıkandı, dünya ticareti bunun faturasını gördü. Boğaz’da iş ciddiye binince romantizmi çabuk dağılıyor.