Skyrim'de ilk oynadığımda, o karlı dağlarda saatlerce dolaştım, ejderha avlamadan önce her mağarayı didik didik ettim. Açık dünya büyüsü tam da bu: özgürsün, ama o özgürlük seni yutuyor, 300 saate varmadan fark etmiyorsun. GTA V'te Los Santos'u araba çalarak gezerken hissettiğim o adrenalin, gerçek hayattaki trafiğe göre cennet. Tavsiyem, haritayı işaretlemeden koşma, yan görevleri atla diye bir şey yok; o detaylar hikayeyi şişiriyor, yoksa boş bir harita kalıyor elinde. The Legend of Zelda: Breath of the Wild'da Hyrule'u tırmanırken anladım, bu oyunlar hayatı öğretiyor: acele etme, her köşede bir sürpriz var. Ama dikkat, işten kalan vaktini emiyor, ben bir ara uyku bile unuttum. Büyüsü bu işte, zincirlerinden kurtuluyorsun ama yeni bir zincire dolanıyorsun.