Çapraz sorgu dediğin yer, ezber cümlenin üç dakikada döküldüğü yerdir. Düz röportajda, basın açıklamasında, hatta kürsüde gayet diri duran insanlar burada bir anda “tam olarak hatırlamıyorum” moduna geçiyor. Ben bu kısmı hep mülakata benzetiyorum: CV’de her şey pırıl pırıl, iki ters soru gelince ekran kararıyor.
Burada asıl mesele ne söylediğin kadar, aynı şeyi ne kadar tutarlı söylediğin. 17 Mart 2026’da mahkeme salonunda verilen cevapla daha önceki beyan arasında 5 dakikalık fark bile bazen koca bir gedik açıyor. Televizyonda izleyene küçük nüans gibi geliyor ama hukukta o küçük fark bazen dosyanın omurgasını çiziyor.
Bir de şu var: Çapraz sorgu, bilgi yarışması değil; refleks testi. Savcı ya da avukat düz soru sormaz, seni kendi cümlene dolaştırır. Sakin kalanla lafı uzatan burada hemen ayrışıyor. Benim gördüğüm kadarıyla en büyük hata, eksik bildiği yerde susmak yerine doğaçlama yapmak. İnsan kendini kurtarayım derken batırıyor.
Basın önünde sert görünmekle sorgu masasında sağlam durmak aynı şey değil. Biri performans, öbürü dayanıklılık. Aradaki farkı bugün yine herkes görmüştür. Özellikle saatler uzadıkça yüz ifadesi, kelime seçimi, tekrar eden kalıplar insanın aleyhine çalışıyor.
O yüzden böyle anlarda “iyi konuştu” övgüsüne çok da kanmıyorum. Ben tutarlılığa bakarım. Aynı olayı sabah 10.15’te başka, öğleden sonra başka anlatıyorsan orada bir şey cızırdamıştır zaten.
Burada asıl mesele ne söylediğin kadar, aynı şeyi ne kadar tutarlı söylediğin. 17 Mart 2026’da mahkeme salonunda verilen cevapla daha önceki beyan arasında 5 dakikalık fark bile bazen koca bir gedik açıyor. Televizyonda izleyene küçük nüans gibi geliyor ama hukukta o küçük fark bazen dosyanın omurgasını çiziyor.
Bir de şu var: Çapraz sorgu, bilgi yarışması değil; refleks testi. Savcı ya da avukat düz soru sormaz, seni kendi cümlene dolaştırır. Sakin kalanla lafı uzatan burada hemen ayrışıyor. Benim gördüğüm kadarıyla en büyük hata, eksik bildiği yerde susmak yerine doğaçlama yapmak. İnsan kendini kurtarayım derken batırıyor.
Basın önünde sert görünmekle sorgu masasında sağlam durmak aynı şey değil. Biri performans, öbürü dayanıklılık. Aradaki farkı bugün yine herkes görmüştür. Özellikle saatler uzadıkça yüz ifadesi, kelime seçimi, tekrar eden kalıplar insanın aleyhine çalışıyor.
O yüzden böyle anlarda “iyi konuştu” övgüsüne çok da kanmıyorum. Ben tutarlılığa bakarım. Aynı olayı sabah 10.15’te başka, öğleden sonra başka anlatıyorsan orada bir şey cızırdamıştır zaten.