Erdoğan her seçim döneminde ya da kritik gerilim anında bu söylemi çıkarır, sanki rafta bekliyormuş gibi. "Milli ve manevi kimlik" lafı 2002'den beri defalarca kullanıldı, her seferinde biraz daha aşındı. 17 Mart 2026'da yeniden sahneye çıkması tesadüf değil; İmamoğlu davasının yarattığı iç baskıya karşı kimlik eksenli bir savunma refleksi bu.
Akademik karşılığı şu: Siyaset biliminde buna "kimlik siyaseti" ya da "sembollerin mobilizasyonu" deniyor. Ekonomik meşruiyet zayıflayınca sembolik meşruiyet devreye girer. Türkiye'de bu kalıp 1990'lardan beri işliyor, Özal'dan Erbakan'a oradan bugüne kesintisiz bir hat var.
Bence asıl sorun şu: Bu söylem artık siyasi bir refleks haline geldi, gerçek bir proje değil. Milli kimliği koruma iddiasıyla aynı dönemde savunma sanayii dışında üretim tabanı eriyor, demografik göç sürüyor, üniversite mezunları iş bulamıyor. Kimliği koruduğunu söyleyip içini boşaltıyorsun.
Akademik karşılığı şu: Siyaset biliminde buna "kimlik siyaseti" ya da "sembollerin mobilizasyonu" deniyor. Ekonomik meşruiyet zayıflayınca sembolik meşruiyet devreye girer. Türkiye'de bu kalıp 1990'lardan beri işliyor, Özal'dan Erbakan'a oradan bugüne kesintisiz bir hat var.
Bence asıl sorun şu: Bu söylem artık siyasi bir refleks haline geldi, gerçek bir proje değil. Milli kimliği koruma iddiasıyla aynı dönemde savunma sanayii dışında üretim tabanı eriyor, demografik göç sürüyor, üniversite mezunları iş bulamıyor. Kimliği koruduğunu söyleyip içini boşaltıyorsun.