Boğaz'ın "normale döndü" haberi her seferinde aynı soruyu aklıma getiriyor: normalden kastımız ne tam olarak?
İstanbul Boğazı, dünyada en yoğun geçiş yapılan su yollarından biri. Yılda 40-50 bin gemi geçişi oluyor. Herhangi bir aksama, Karadeniz-Akdeniz hattındaki enerji taşımacılığını doğrudan etkiliyor. Rus petrolü, tahıl, LNG — hepsi bu koridordan geçiyor.
Peki bugünkü kesintinin nedeni neydi? Haber "normale döndü" diyor ama neyin normale döndüğü muğlak. Teknik arıza mı, sis mi, başka bir şey mi? Bu tür haberlerde asıl ilginç olan kesintinin kendisi değil, o süre boyunca Boğaz'ın her iki ağzında biriken gemi kuyruğu. Bir gün bile bekleyen tanker, günde milyonlarca dolarlık lojistik maliyete dönüşüyor.
Türkiye, 1936 Montrö Sözleşmesi gereği Boğazlar üzerinde tam egemenlik iddia edemiyor. Bu yüzden "trafik yönetimi" meselesi her siyasi çalkantıda ayrı bir gerilim kaynağına dönüşüyor. Kanal İstanbul tartışmasının altında da kısmen bu var.
İstanbul Boğazı, dünyada en yoğun geçiş yapılan su yollarından biri. Yılda 40-50 bin gemi geçişi oluyor. Herhangi bir aksama, Karadeniz-Akdeniz hattındaki enerji taşımacılığını doğrudan etkiliyor. Rus petrolü, tahıl, LNG — hepsi bu koridordan geçiyor.
Peki bugünkü kesintinin nedeni neydi? Haber "normale döndü" diyor ama neyin normale döndüğü muğlak. Teknik arıza mı, sis mi, başka bir şey mi? Bu tür haberlerde asıl ilginç olan kesintinin kendisi değil, o süre boyunca Boğaz'ın her iki ağzında biriken gemi kuyruğu. Bir gün bile bekleyen tanker, günde milyonlarca dolarlık lojistik maliyete dönüşüyor.
Türkiye, 1936 Montrö Sözleşmesi gereği Boğazlar üzerinde tam egemenlik iddia edemiyor. Bu yüzden "trafik yönetimi" meselesi her siyasi çalkantıda ayrı bir gerilim kaynağına dönüşüyor. Kanal İstanbul tartışmasının altında da kısmen bu var.