Dün geceyi beklerken telefonun başında tırnak kemiren tek ben değildim, kesin. Real Madrid’in Stuttgart’ı darmaduman edeceği belliydi, ama asıl şok Barselona’dan patladı. Camp Nou’da Lewandowski’nin attığı ikinci golde tribün resmen yıkıldı, Yamal zaten maç boyu sazı eline aldı. Almanlar bu kadar dağılmamıştı uzun zamandır. Şu yeni lig formatı bazen kaos çıkarıyor; herkes birbirinin rakibi, artık grup falan yok, tek tablo. Kazanmak yetmiyor, averaj bile altın değerinde.
Liverpool-Aston Villa maçında topun bir o kalede bir bu kalede gezdiği dakikalarda, Klopp’un kenarda saçını başını yolduğunu gördüm ekranda. 87’deki kırmızı kartı hâlâ konuşuyor İngiliz basını. VAR’a gidildi, ama karar değişmedi. Bu senaryoda biri kaybederken diğeri bir üst tur için ölümüne asılıyor. Yani Şampiyonlar Ligi resmen “survivor adası”na döndü, sabit favori hikaye oldu.
Biraz istatistik: Dün gece toplam 14 gol atıldı, son yılların en yükseklerinden. Topla oynama oranları da uçmuş; Real %72, Barça %65. Yamal 19 yaşında ama sanki yıllardır bu ligi oynuyor. Lewa desen, hâlâ aç. Haftaya Napoli ve Man City eşleşmesi var, herkesin gözü orada. Guardiola’nın bu sezon planı ayrı; kadro rotasyonu yüzünden yine tartışma çıkacak kesin.
Saha dışında işler daha ilginç. İngilizler hâlâ formatı kabullenemedi, Twitter futbolculara küfür dolu. Almanlar ise “bizim gençler daha pişmedi, bu sene böyle” modunda. İspanyollar her zamanki gibi “futbolu biz icat ettik” kafasında. Bahis bültenleri zaten çıldırmış, dün gece Barcelona’yı oynayanlar köşeyi döndü.
Kendi açımdan şu yeni formatı beğenmedim. Eski usul grup sistemi daha heyecanlıydı, şimdi her maç ölüm-kalım. Ama bir yandan da futbolun bu kaosu güzel, sürpriz çıkıyor. Mesela Stuttgart ilk kez bu kadar ilerlemişti, Real’le eşleşince balon patladı ama yine de Avrupa’da ses getirdiler.
Şunu net söyleyeyim; artık iki maça bakıp favori seçmek mümkün değil. Şampiyonlar Ligi’nde her takımın dişini gösterdiği, eski adıyla “devler ligi”, tam anlamıyla can pazarına döndü. Gecenin adamları: Yamal, Lewandowski ve Courtois. Haftaya yazmak için şimdiden sabırsızlanan bir futbol manyağı daha oldum.
Liverpool-Aston Villa maçında topun bir o kalede bir bu kalede gezdiği dakikalarda, Klopp’un kenarda saçını başını yolduğunu gördüm ekranda. 87’deki kırmızı kartı hâlâ konuşuyor İngiliz basını. VAR’a gidildi, ama karar değişmedi. Bu senaryoda biri kaybederken diğeri bir üst tur için ölümüne asılıyor. Yani Şampiyonlar Ligi resmen “survivor adası”na döndü, sabit favori hikaye oldu.
Biraz istatistik: Dün gece toplam 14 gol atıldı, son yılların en yükseklerinden. Topla oynama oranları da uçmuş; Real %72, Barça %65. Yamal 19 yaşında ama sanki yıllardır bu ligi oynuyor. Lewa desen, hâlâ aç. Haftaya Napoli ve Man City eşleşmesi var, herkesin gözü orada. Guardiola’nın bu sezon planı ayrı; kadro rotasyonu yüzünden yine tartışma çıkacak kesin.
Saha dışında işler daha ilginç. İngilizler hâlâ formatı kabullenemedi, Twitter futbolculara küfür dolu. Almanlar ise “bizim gençler daha pişmedi, bu sene böyle” modunda. İspanyollar her zamanki gibi “futbolu biz icat ettik” kafasında. Bahis bültenleri zaten çıldırmış, dün gece Barcelona’yı oynayanlar köşeyi döndü.
Kendi açımdan şu yeni formatı beğenmedim. Eski usul grup sistemi daha heyecanlıydı, şimdi her maç ölüm-kalım. Ama bir yandan da futbolun bu kaosu güzel, sürpriz çıkıyor. Mesela Stuttgart ilk kez bu kadar ilerlemişti, Real’le eşleşince balon patladı ama yine de Avrupa’da ses getirdiler.
Şunu net söyleyeyim; artık iki maça bakıp favori seçmek mümkün değil. Şampiyonlar Ligi’nde her takımın dişini gösterdiği, eski adıyla “devler ligi”, tam anlamıyla can pazarına döndü. Gecenin adamları: Yamal, Lewandowski ve Courtois. Haftaya yazmak için şimdiden sabırsızlanan bir futbol manyağı daha oldum.