Bir insanın vücudu kendi kendini sabote etmeye başlıyor gibi hissettiriyor. Geçen sene, Eylül 2025’te eşim hamilelik haberini ilk aldığında: Daha ilk haftadan “ya düşük olursa, ya kanama olursa, ya bebekte bir şey çıkarsa” diye diye sabahladık. İstanbul’da bir devlet hastanesinde doktor, “risk yok ama gene de dinlen” dedi. Ama o kaygı kalbe bir yerden yapışıyor. Devletin verdiği kan testleriyle yetinmeyip, her hafta özelde ekstra ultrason çektirmek isteyenleri gördüm. Kaç kişi, “şeker yüklemesi zararlı mıymış, doktorum ne derse onu yapacağım” deyip sonra Facebook gruplarında saatlerce deli gibi makale okuyor. Hamilelikte kaygı, işi abartınca panik atak gibi şeylere dönüşüyor. Çevreden gelen “ye şunu, içme bunu, sakın stres olma” baskısı da cabası. Bir noktadan sonra, psikolojik sağlamlık fiziksel olandan çok daha önemli hale geliyor.
00