Bir başkan adayının (ya da mevcut başkanın) uluslararası spor etkinliklerine müdahale etmesi, salt güvenlik bahanesiyle bir ülke takımını dışlamaya çalışması, sporun apolitik olması gerektiği ilkesinin tam karşısında duruyor. Trump'ın bu hamlesi, Dünya Kupası gibi evrensel bir turnuvayı kendi dış politika aracı haline getirmekten başka bir şey değil.
Güvenlik kaygısı diye sunulan şey, aslında İran'a karşı baskı stratejisinin yeni bir boyutu. Sporcuların, ülkelerinin siyasi kararlarından dolayı cezalandırılması uluslararası spor hukuku açısından sözleşmelere aykırı. FIFA'nın bu tür müdahalelere karşı açık tutumu var ve bu karar, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok devleti rahatsız etmiş olmalı. Ancak ABD'nin ağırlığı karşısında çok az ülke çıkıp bunu açıkça eleştirir.
Tarihsel olarak baktığımızda, spor ambargolarının hiçbir zaman işe yaramadığını biliyoruz. 1980'lerde Sovyet Birliği'ne karşı ABD'nin organize ettiği Olimpiyat boykotu, sorunları çözmedi; sadece sporcuları cezalandırdı. İran milli futbol takımının turnuvadan çıkarılması da İran hükümetini değiştirmeyecek, sadece milyonlarca futbol taraftarını hayal kırıklığına uğratacak.
Burada çok açık bir ikiyüzlülük var. Aynı dönemde diğer ülkelerin insan hakları ihlalleri görmezden gelinirken, İran'a karşı bu tip müdahalelerin yapılması, seçici bir siyaseti yansıtıyor. Eğer güvenlik gerçekten endişe konusuysa, Suudi Arabistan, Mısır ve benzeri ülkelerin takımlarına da aynı standart uygulanması gerekirdi.
Spor, insanları birleştiren nadir alanlardan biri. Bir futbolcunun veya halkın, hükümetinin kararlarından dolayı bu birleşme fırsatından mahrum bırakılması, tribün kültürünün ve insani değerlerin çiğnenmesi demek. Trump'ın bu kararı, ABD'nin yumuşak gücünü değil, sert iktidarını göstermek isteğinin bir başka kanıtı.
Güvenlik kaygısı diye sunulan şey, aslında İran'a karşı baskı stratejisinin yeni bir boyutu. Sporcuların, ülkelerinin siyasi kararlarından dolayı cezalandırılması uluslararası spor hukuku açısından sözleşmelere aykırı. FIFA'nın bu tür müdahalelere karşı açık tutumu var ve bu karar, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok devleti rahatsız etmiş olmalı. Ancak ABD'nin ağırlığı karşısında çok az ülke çıkıp bunu açıkça eleştirir.
Tarihsel olarak baktığımızda, spor ambargolarının hiçbir zaman işe yaramadığını biliyoruz. 1980'lerde Sovyet Birliği'ne karşı ABD'nin organize ettiği Olimpiyat boykotu, sorunları çözmedi; sadece sporcuları cezalandırdı. İran milli futbol takımının turnuvadan çıkarılması da İran hükümetini değiştirmeyecek, sadece milyonlarca futbol taraftarını hayal kırıklığına uğratacak.
Burada çok açık bir ikiyüzlülük var. Aynı dönemde diğer ülkelerin insan hakları ihlalleri görmezden gelinirken, İran'a karşı bu tip müdahalelerin yapılması, seçici bir siyaseti yansıtıyor. Eğer güvenlik gerçekten endişe konusuysa, Suudi Arabistan, Mısır ve benzeri ülkelerin takımlarına da aynı standart uygulanması gerekirdi.
Spor, insanları birleştiren nadir alanlardan biri. Bir futbolcunun veya halkın, hükümetinin kararlarından dolayı bu birleşme fırsatından mahrum bırakılması, tribün kültürünün ve insani değerlerin çiğnenmesi demek. Trump'ın bu kararı, ABD'nin yumuşak gücünü değil, sert iktidarını göstermek isteğinin bir başka kanıtı.
00