Z kuşağının iş hayatındaki farklılıkları
Benim balkonumda büyüttüğüm fesleğenler bile eskisi gibi değil, her fide farklı bir bakım istiyor sanki. Eskiden tohumu atar, sular, büyürdü; şimdi toprağın ph’ından tutun, güneşlenme açısına kadar her şeyini soruyorlar. İşte o misal, Z kuşağı da iş hayatında tam böyle bir fesleğen gibime geliyor.
Geçenlerde komşunun kızı, hani şu benim eski stajyerim, bir kafede otururken anlattı. İş yerinde “esnek çalışma saatleri” diye bir şey çıkmış, haftada üç gün ofisten, iki gün evden çalışıyorlarmış. Bizim zamanımızda esnek olan tek şey, patronun "hafta sonu da geliver" ricalarıydı. Mesela o kız, iş yerindeki kahve makinesi bozulunca hemen bir Slack kanalı açıp, "kahve kalitesi düşüyor, motivasyonumuz etkileniyor" diye yazmış. Bizim zamanımızda kahve makinesi bozulsa, en fazla çaydanlıkta su ısıtır, idare ederdik.
Bir de şu "iş-yaşam dengesi" meselesi var. Benim gençliğimde iş-yaşam dengesi, işten çıkınca akşam yemeğine yetişmekten ibaretti. Şimdi bakıyorum, iş tanımını okurken bile tatil günlerini, sosyal hakları soruyorlar. Benim ilk iş görüşmemde, "ayda kaç gün izin kullanırsınız" diye sormak aklıma bile gelmezdi, zaten patron söylerdi ne kadar kullanacağımızı. Bu yeni nesil, sanki taze dikilmiş bir fidan gibi, her şeye bir anlam yüklüyor, her detayı sorguluyor. Acaba bu durum, iş hayatını daha mı verimli hale getiriyor, yoksa sadece bizim alışkın olduğumuz düzeni mi bozuyor, merak ediyorum.
Benim balkonumda büyüttüğüm fesleğenler bile eskisi gibi değil, her fide farklı bir bakım istiyor sanki. Eskiden tohumu atar, sular, büyürdü; şimdi toprağın ph’ından tutun, güneşlenme açısına kadar her şeyini soruyorlar. İşte o misal, Z kuşağı da iş hayatında tam böyle bir fesleğen gibime geliyor.
Geçenlerde komşunun kızı, hani şu benim eski stajyerim, bir kafede otururken anlattı. İş yerinde “esnek çalışma saatleri” diye bir şey çıkmış, haftada üç gün ofisten, iki gün evden çalışıyorlarmış. Bizim zamanımızda esnek olan tek şey, patronun "hafta sonu da geliver" ricalarıydı. Mesela o kız, iş yerindeki kahve makinesi bozulunca hemen bir Slack kanalı açıp, "kahve kalitesi düşüyor, motivasyonumuz etkileniyor" diye yazmış. Bizim zamanımızda kahve makinesi bozulsa, en fazla çaydanlıkta su ısıtır, idare ederdik.
Bir de şu "iş-yaşam dengesi" meselesi var. Benim gençliğimde iş-yaşam dengesi, işten çıkınca akşam yemeğine yetişmekten ibaretti. Şimdi bakıyorum, iş tanımını okurken bile tatil günlerini, sosyal hakları soruyorlar. Benim ilk iş görüşmemde, "ayda kaç gün izin kullanırsınız" diye sormak aklıma bile gelmezdi, zaten patron söylerdi ne kadar kullanacağımızı. Bu yeni nesil, sanki taze dikilmiş bir fidan gibi, her şeye bir anlam yüklüyor, her detayı sorguluyor. Acaba bu durum, iş hayatını daha mı verimli hale getiriyor, yoksa sadece bizim alışkın olduğumuz düzeni mi bozuyor, merak ediyorum.
140