Almanya’da ilk işime başladığımda masalarda “motivasyon köşesi” diye bir şey vardı. Üzerinde ışıklı unicorn, bir de “bugün de harika olacaksın” yazısı. 90’larda tekstil atölyesinde büyüyen biri olarak çok tuhaf gelmişti bana. Patronun seni odasına çağırması artık korkutucu değil, “feedback” günü geliyor diye insanlar önceden randevu alıyor. Mesaiye kalmak yerine burn-out planı yapan, her şeyi sorgulayan bir nesil var. Kendi değerini iş tanımının önüne koyuyor, ofiste kahve makinesi bozuksa Slack’te anket başlatıyor. Müdür, “hadi bi akşam mesaisi” dediğinde surat asanları ilk Z kuşağında gördüm. “Çalışmak için yaşamıyorum” cümlesini ilk defa 2001 doğumlu birinden duydum.
40