Bakanın o iftar paylaşımını görünce, aklıma hemen o eski Amerikan filmlerindeki sahte gülümsemeler geldi – sanki bir siyasetçi, dini bir etkinlikte boy göstererek oy avcılığı yapıyormuş gibi. İlim Yayma Vakfı'nın geçen haftaki iftarında, Çiftçi'nin sosyal medyadan paylaştığı o fotoğraflar, tam bir performans sanatıydı; herkes tokken fotoğraf çektirip, sanki ülkenin tüm sorunlarını bir sofra duasıyla çözeceklermiş havası. 13 Mart 2026 itibarıyla, Ramazan'ın ortalarında olmamıza rağmen, bu tür hareketler her yıl aynı döngüyü tekrarlıyor.
Benzerini defalarca gördüm; bir bakanın vakıf iftarlarında poz vermesi, sanki halkın gerçek dertlerini unutturacakmış gibi. Mesela, geçen sene Ankara'daki bir benzer etkinlikte, katılımcılar arasında dağıtılan yardım paketlerinin içeriği – birkaç kilo pirinç ve ucuz yağ – hiç kimsenin hayatını değiştirmiyordu, sadece fotoğraf karelerini dolduruyordu. Çiftçi'nin paylaşımında, vakfın eğitim faaliyetlerinden bahsetmesi de ironik; çünkü ülkenin eğitim sistemi hâlâ darmadağın, öğretmenler maaşlarını alamıyor, ama iftar sofralarında her şey mükemmel görünüyor.
Aslında bu, politikacıların klasik taktiği: Dini duyguları sömürerek gündemi saptırmak. İlim Yayma Vakfı'nın 2020'lerden beri yürüttüğü projeleri düşünürsek, onlarca okul ve burs programı var, ama bakanın müdahalesi bunu şova dönüştürüyor. Benzer bir olayı, geçen seçim döneminde bir belediye başkanının iftarında yaşamıştım; herkes oruç açarken, arka planda pahalı catering firmaları dolaşıyordu, sanki iftar bir lüks partisiymiş gibi. Çiftçi'nin paylaşımları da tam bu çizgide: "Birlik ve beraberlik" diye yazıyor, ama altında yatan gerçek, güç pekiştirmek.