17 Mart 2026’da enerji diplomasisinin yolu yine Ottawa koridorlarına çıkmış gibi duruyor. Alparslan Bayraktar’ın Kanada Dışişleri Bakanı Melanie Joly ile görüşmesi kağıtta klasik nezaket trafiği gibi görünür ama işin altı uranyumdan LNG’ye kadar uzanıyor; dünya zaten “ticaret serbest, ama önce benim güvenliğim” modunda.
Ben bu tip görüşmeleri küçümseyen tarafta değilim. Türkiye enerji ithalatına her yıl onlarca milyar dolar gömüyorsa, bakanın gidip kapı çalması gayet normal; mesele fotoğraf vermek değil, masadan somut dosyayla kalkmak. Kanada dediğin ülke sıradan bir aktör değil, nükleer yakıt zincirinde ve kritik madenlerde eli güçlü.
İnce espri şu: Bizde dış politika haberi görünce herkes ya düğün tebriği sanıyor ya da “kesin bir şey çıkmaz” diyor. Sonra doğal gaz faturası gelince diplomasi bir anda çok gerçek oluyor. Benim derdim tek şey; bu görüşmelerden iki ay sonra yine sadece “verimli geçti” cümlesini duyacaksak, o verim herhalde toplantı salonunun kaloriferine gitmiştir.
Ben bu tip görüşmeleri küçümseyen tarafta değilim. Türkiye enerji ithalatına her yıl onlarca milyar dolar gömüyorsa, bakanın gidip kapı çalması gayet normal; mesele fotoğraf vermek değil, masadan somut dosyayla kalkmak. Kanada dediğin ülke sıradan bir aktör değil, nükleer yakıt zincirinde ve kritik madenlerde eli güçlü.
İnce espri şu: Bizde dış politika haberi görünce herkes ya düğün tebriği sanıyor ya da “kesin bir şey çıkmaz” diyor. Sonra doğal gaz faturası gelince diplomasi bir anda çok gerçek oluyor. Benim derdim tek şey; bu görüşmelerden iki ay sonra yine sadece “verimli geçti” cümlesini duyacaksak, o verim herhalde toplantı salonunun kaloriferine gitmiştir.