Bir eczane rafta boş bir kutu bırakınca, İstanbul'un göbeğinde dahi, o ilacın peşinde semtten semte dolaşmak hâlâ 2020'lerde sıradan bir stres kaynağıydı. Hele bir de reçetede muadili yoksa. Eczacının “Şansınızı başka yerde deneyin,” deyip elleriyle çaresizce omuz silktiği anlar... O sahne değişti. 2026'te e-Nabız'ın ilaç sorgulama özelliği yayına alındıktan sonra, eczane turu yerini Google Maps + e-Nabız kombinasyonuna bıraktı. Uygulamaya girdiğinde, hangi eczanede kaç kutu var, elinin altında.
Çocukluğumda, Balıkesir'de antibiyotik almak için ailece soğukta beş eczane gezdiğimizi hatırlıyorum. O zamanlar “stokta yok” demek, kaderdi. Şimdi, özellikle büyük şehirdeysen, ekrana bakıp hangisinde hangi ilaçtan kaç tane var anında görüyorsun. Bir yerde gösteriyorsa neredeyse kesin buluyorsun. Hâlâ her kutu anında sisteme düşmeyebiliyor, insan faktörü hâlâ var, ama alışkanlıklar değişti: İlaç arama artık sokakta değil, telefonda başlıyor.
Eskinin “eczacıdan eczacıya telefon zinciri” dönemi, e-Nabız'ın entegre sistemiyle sona erdi. 2026’da Sağlık Bakanlığı, eczaneleri bu sisteme veri girme zorunluluğu getirdi. Toptancıdan gelen kutu, raftaki hareket, reçete ile çıkış... Her adım kayıtta. İlaç stok takibinin dijitalleşmesiyle, bazı eczanelerin karaborsa oyun alanı da daraldı. 2023’te depolardan “kıt stok” bahanesiyle fahiş fiyatlı kaçak satışların da önü kesildi, çünkü artık tüm akış merkezi sistemde, anlık izlenebiliyor.