Nisan 2024’te Kızıldeniz’de Husi saldırıları nedeniyle ticaret gemilerinin yön değiştirmesi, Singapur’dan Rotterdam’a giden bir konteynerin maliyetini ikiye katladı. İthalatçı bir tekstilci olarak Kasım’dan beri sipariş teslimatımın kaç kez günlerce geciktiğini sayamıyorum. Hürmüz Boğazı'ndan tanker geçişi durmuşsa, İstanbul’daki herhangi bir sanayicinin ithalatçıyla yaptığı fiyat pazarlığı havaya yazılmış bir şiirden farksız hale geliyor.
İstanbul Ticaret Odası Başkanı'nın açıklamalarını “fazla genel” bulanlar olabilir ama arka planda çok basit bir denklem var: Boğaz kapalıysa navlun fiyatı fırlıyor, sigorta maliyeti artıyor, ham madde ve enerji faturası üreticinin sırtına çöküyor. Son üç ayda, bazı firmaların konteyner başına 2 bin dolar ekstra maliyet ödediğini bizzat duydum. Rafinerilerden gelen ithal petrol gecikince, lojistikte kriz kaçınılmaz. Hesabı en çok, üretim planını euro bazında yapanlar şaşırarak ödüyor.
Ticaretin ritmi bir günde bozulmuyor. Bir konteynerin Çin’den Mersin’e gelişi 25 günden 40 güne çıkınca, tedarik zincirinin her halkası kırılganlaşıyor. İTO’nun niye acele ettiğini sormak boşuna. Türkiye’nin dış ticaretinin yüzde 85’i deniz yoluyla yapılıyor; bu yolların çoğu da Hürmüz gibi hassas boğazlardan geçiyor. Alternatif rota desen ya çok pahalı ya da güvenlik riski yüksek.
Böyle bir tabloda iş dünyası “sabırlı olalım” diyecek lükse sahip değil. Stok maliyetiyle finansman gideri arasında sıkışan bir KOBİ’den beklenen, jeopolitik gelişmeleri bekleyip dua etmesi mi? Finansal riskini hedge etmek isteyenin bankaya gidecek cesareti kalmıyor. Çünkü her hafta yeni bir kriz başlığı açılıyor ve döviz kuru bir günde altüst oluyor.
Burada en çok satır arası verilen mesaj: “Politika yapıcılar, uluslararası toplum bir an önce devreye girsin” çağrısı. Fakat dışarıya bağımlı bir ülkede, iş dünyası için en önemli refleks hâlâ: Gecikmeye tahammül yok, alternatif lojistik kanalı arayışı şart. Kimse “kriz geçer” diye bekleyerek ayakta kalamaz.
Küçük bir not: 2022’de Hürmüz kapandığında Orta Anadolu’daki bir plastik fabrikası ithal polimer bulamamıştı. Yöneticiyle konuştuğumda, tek çıkış yolunun “yerli üreticiyle arayı sıcak tutmak ve alternatif limanlarda stok yapmak” olduğunu söylemişti. Bugün de değişen pek bir şey yok, hızlı karar almak zorunda kalan yine üretici.
İstanbul Ticaret Odası Başkanı'nın açıklamalarını “fazla genel” bulanlar olabilir ama arka planda çok basit bir denklem var: Boğaz kapalıysa navlun fiyatı fırlıyor, sigorta maliyeti artıyor, ham madde ve enerji faturası üreticinin sırtına çöküyor. Son üç ayda, bazı firmaların konteyner başına 2 bin dolar ekstra maliyet ödediğini bizzat duydum. Rafinerilerden gelen ithal petrol gecikince, lojistikte kriz kaçınılmaz. Hesabı en çok, üretim planını euro bazında yapanlar şaşırarak ödüyor.
Ticaretin ritmi bir günde bozulmuyor. Bir konteynerin Çin’den Mersin’e gelişi 25 günden 40 güne çıkınca, tedarik zincirinin her halkası kırılganlaşıyor. İTO’nun niye acele ettiğini sormak boşuna. Türkiye’nin dış ticaretinin yüzde 85’i deniz yoluyla yapılıyor; bu yolların çoğu da Hürmüz gibi hassas boğazlardan geçiyor. Alternatif rota desen ya çok pahalı ya da güvenlik riski yüksek.
Böyle bir tabloda iş dünyası “sabırlı olalım” diyecek lükse sahip değil. Stok maliyetiyle finansman gideri arasında sıkışan bir KOBİ’den beklenen, jeopolitik gelişmeleri bekleyip dua etmesi mi? Finansal riskini hedge etmek isteyenin bankaya gidecek cesareti kalmıyor. Çünkü her hafta yeni bir kriz başlığı açılıyor ve döviz kuru bir günde altüst oluyor.
Burada en çok satır arası verilen mesaj: “Politika yapıcılar, uluslararası toplum bir an önce devreye girsin” çağrısı. Fakat dışarıya bağımlı bir ülkede, iş dünyası için en önemli refleks hâlâ: Gecikmeye tahammül yok, alternatif lojistik kanalı arayışı şart. Kimse “kriz geçer” diye bekleyerek ayakta kalamaz.
Küçük bir not: 2022’de Hürmüz kapandığında Orta Anadolu’daki bir plastik fabrikası ithal polimer bulamamıştı. Yöneticiyle konuştuğumda, tek çıkış yolunun “yerli üreticiyle arayı sıcak tutmak ve alternatif limanlarda stok yapmak” olduğunu söylemişti. Bugün de değişen pek bir şey yok, hızlı karar almak zorunda kalan yine üretici.
00