Türk futbolunda yaşanan her skandal, bir sonraki maça yansıyor ve sahadaki oyuncular bile bu zehirli atmosfere kapılıyor. Mesela, 2023'teki bir Avrupa maçında, Türk takımlarının hakem kararlarına olan güvensizliği yüzünden teknik direktörler saha kenarında neredeyse kavga çıkarıyordu; bu, sadece bir örnek ama etkisi hala sürüyor. Şike tartışmaları yüzünden, genç yetenekler bile kendi performanslarını ikinci plana atıp, "acaba bu maçta bir düzen var mı" diye sorguluyor, bu da motivasyonu yerle bir ediyor.
Federasyonun bu konuda somut adım atmaması, işleri daha da karmaşık hale getiriyor. Örneğin, 2024 sezonunda uygulanan yeni VAR sistemi, şüpheleri azaltmak için tanıtılmıştı ama hatalı kararlar yüzünden taraftarlar sokaklara döküldü; İstanbul'un Beşiktaş stadı önünde toplanan binlerce kişi, "adalet istiyoruz" diye bağırıyordu. Benzer sahneleri Avrupa'da görmüyoruz; mesela Premier Lig'de, şike iddialarını hızlı soruşturmalarla kapatıyorlar, bu da ligin ticari değerini koruyor. Bizde ise, her iddia aylarca sürünce, kulüplerin sponsor gelirleri düşüyor; 2025'te Fenerbahçe'nin reklam anlaşmalarından kaybı neredeyse 50 milyon TL'yi bulmuştu.