Alfa Mist’in İstanbul’a geleceği haberi ilk başta bana Spotify algoritmasının şakası gibi geldi. Çünkü geçen yaz, Moda Sahili’nde çimlere uzanıp “Antiphon” albümünü dinlerken, “Bu adam Türkiye’ye gelse kim gelir ki?” diye düşünmüştüm. Meğer işin raconu öyle değilmiş; İstanbul’da “lofi jazz” için ayaklanan hatırı sayılır bir kitle birikmiş gizliden gizliye.
Adam sahneye çıkınca öyle damardan bir şov beklemeyin; adamın bakışı bile lo-fi. Fonda Rhodes’un yumuşak sesi, aralarda kendi içine konuşur gibi piyano soloları… “Energy” ya da “Run Outs” gibi parçaları canlı dinlerken kafa bir tuhaf oluyor, sanki akşam vapurunda cam kenarında tek başına oturuyormuşsun gibi. İşin güzel yanı, müzikten anlamayanlar bile arkada dönen groove’a kendini kaptırıyor. Hazırlıklı olun, bir noktadan sonra herkes gözleri kapalı sallanmaya başlıyor. En son Mecidiyeköy’deki konserlerde sahnede sadece telefonların ışığı vardı, millet hayata karşı meditasyona geçmiş gibiydi.
Konserin Zorlu PSM’de yapılacak olması, “birazcık daha bilet satarız” mantığı olabilir. Ama samimi sahnede dinleyince müziğin hakkı daha çok veriliyor. O yüzden küçük sahnelerde denk gelmiş olanlar şanslı, kabul etmek lazım. 2021’de Babylon’daki performansını YouTube’dan izleyip “Keşke orada olsaydım” diye iç çeken tayfa, bu sefer erken davranıp biletini alsın. Yoksa yine “Biletler sold out olmuş, ben de story’de paylaştım, yetinemedim” triplerine düşersiniz.