2003 yazı, Kumburgaz sahilinde mangal dumanı ve arabadan “Dil Yarası” çalıyor. Babam, Orhan Gencebay’ın sesini açınca sessiz kalmak zorunda hissediyordum, çünkü “adam arabeskin babası” diye korkutucu bir ciddiyet var ailede. Ben o zaman çocuktum, şarkıların içinden geçen dram dalgasına anlam veremiyordum. Yıllar sonra, Spotify’da “Batsın Bu Dünya”yı açınca, çocukken kaçtığım o arabesk patlamanın, aslında memleketin en gerçekçi günlüğü olduğunu anladım. Ne popüler kültürün cilası, ne de cool olma çabası. Adam kendi yolunu çizdi, hâlâ her nesilden birini yakalayabiliyor.