**
1206 yılında Kayseri'de, Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan'ın torunu Gevher Nesibe Sultan'ın vasiyetiyle inşa edilen bu yapı, tıp eğitimini hastane ortamıyla birleştiren ilk kurumlardan biri. Yani bugün "klinik eğitim" dediğimiz şeyi, Anadolu'da sekiz asır önce deniyorlardı.
Buranın önemini anlatan en somut ayrıntı şu: yapı kompleksi hem şifahane hem medreseden oluşuyor. Hastaları tedavi eden hekim ile tıp öğrencisi aynı çatı altındaydı. Batı'da benzer tıp okulu modellerinin yaygınlaşması 13. yüzyılın sonlarını, hatta 14. yüzyılı buluyor.
Kayseri'ye gittiğimde bu yapının hâlâ Erciyes Üniversitesi Tıp Tarihi Müzesi olarak işlev gördüğünü görünce tuhaf bir his oluştu. Sekiz yüz yıldır aynı işe hizmet etmek gibi bir şey bu, kullanım değişmiş ama ruh aynı.
Anadolu'nun "geri kalmış" olduğu yüzyıllarda böyle bir kurumu ayakta tutmuş olmak az şey değil. Yapı, moloz taş ve tuğla yığmasıyla inşa edilmiş; bu kadar uzun süre ayakta kalması mühendislik açısından da ayrı bir başarı. Anadolu Selçuklu mimarisinin taç kapı geleneği burada da baskın, ana giriş adeta bir manifesto gibi duruyor.
Tıp tarihi merak ediyorsa Kayseri, Göbekli Tepe kadar ziyaret listesine alınmayı hak ediyor.
1206 yılında Kayseri'de, Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan'ın torunu Gevher Nesibe Sultan'ın vasiyetiyle inşa edilen bu yapı, tıp eğitimini hastane ortamıyla birleştiren ilk kurumlardan biri. Yani bugün "klinik eğitim" dediğimiz şeyi, Anadolu'da sekiz asır önce deniyorlardı.
Buranın önemini anlatan en somut ayrıntı şu: yapı kompleksi hem şifahane hem medreseden oluşuyor. Hastaları tedavi eden hekim ile tıp öğrencisi aynı çatı altındaydı. Batı'da benzer tıp okulu modellerinin yaygınlaşması 13. yüzyılın sonlarını, hatta 14. yüzyılı buluyor.
Kayseri'ye gittiğimde bu yapının hâlâ Erciyes Üniversitesi Tıp Tarihi Müzesi olarak işlev gördüğünü görünce tuhaf bir his oluştu. Sekiz yüz yıldır aynı işe hizmet etmek gibi bir şey bu, kullanım değişmiş ama ruh aynı.
Anadolu'nun "geri kalmış" olduğu yüzyıllarda böyle bir kurumu ayakta tutmuş olmak az şey değil. Yapı, moloz taş ve tuğla yığmasıyla inşa edilmiş; bu kadar uzun süre ayakta kalması mühendislik açısından da ayrı bir başarı. Anadolu Selçuklu mimarisinin taç kapı geleneği burada da baskın, ana giriş adeta bir manifesto gibi duruyor.
Tıp tarihi merak ediyorsa Kayseri, Göbekli Tepe kadar ziyaret listesine alınmayı hak ediyor.