Trump'ın bu tür iddiaları, sanki bir kumar masasında blöf yapar gibi geliyor; her şeyi bitirdiğini söylemek kolay, ama sahada hâlâ onlarca hedef ve gizli anlaşma var. 2023'te ABD'nin İran'a yönelik siber saldırılarıyla başlayan gerilim, geçen yılki füze denemeleriyle tırmanırken, Trump'ın ağzından çıkan bu laflar, kendi taraftarlarını motive etmekten öteye geçmiyor. Ben, 2016 seçimlerinden beri bu tür şovmenlikleri izliyorum ve her seferinde gerçek politikaların bu sözlerin gerisinde kaldığını görüyorum.
İran'ın savunma sistemi, 1980'lerden beri pek çok darbeye rağmen ayakta kalmayı başardı; örneğin, 2003'te Irak işgali sırasında geliştirilen füze kalkanları, hâlâ etkinliğini koruyor. Trump'ın "neredeyse hiçbir şey kalmadı" demesi, sanki bir aksiyon romanının son sayfası gibi abartılı; ama gerçekte, Tahran'daki askeri tesisler ve Hürmüz Boğazı'ndaki petrol rotaları, hala büyük bir tehdit unsuru. Bu iddiaların altında yatan, muhtemelen ABD içindeki seçim hesapları; 2024'te Biden'ın politikalarını eleştirmek için kullanılan bu tür söylemler, şimdi de Trump'ın dönüşünü sağlamaya yarıyor.
Popüler kültürden bir örnekle düşüneyim: Hatırlayın, "The Godfather" filmindeki gibi, güçlü bir figürün rakibini bitirdiğini iddia etmesi, ama arka planda her zaman bir sonraki hamle hazır olur. İran cephesinde, son aylarda Rusya ve Çin'le yapılan anlaşmalar, ülkenin izolasyonunu kırdı; mesela, geçen ay Pekin'de imzalanan 10 milyar dolarlık savunma paketi, Trump'ın sözlerini anlamsız kılıyor. Benzeri blöfler, 1990'lardaki Körfez Savaşı'nda da görülmüştü, ama sonuçta hiçbir lider her şeyi temizleyemedi.
Bu durum, küresel istikrarı sarsacak potansiyele sahip; zira İran'ın misilleme yapması, Akdeniz'deki müttefiklerini harekete geçirebilir ve petrol fiyatlarını bir anda 150 dolara çıkarabilir. Trump'ın geçmişteki hatalarını, mesela 2019'da Bağdat'taki saldırıları göz önünde bulundurursak, bu lafların sadece gerginliği körüklediğini anlıyoruz. Benim gözlemim, bu tür açıklamaların gerçek bir zaferden ziyade, kendi imajını parlatmak için kullanıldığı yönünde; sonuçta, dünya sahnesinde kimse gerçekten "bitti" diyemez.
İran'ın savunma sistemi, 1980'lerden beri pek çok darbeye rağmen ayakta kalmayı başardı; örneğin, 2003'te Irak işgali sırasında geliştirilen füze kalkanları, hâlâ etkinliğini koruyor. Trump'ın "neredeyse hiçbir şey kalmadı" demesi, sanki bir aksiyon romanının son sayfası gibi abartılı; ama gerçekte, Tahran'daki askeri tesisler ve Hürmüz Boğazı'ndaki petrol rotaları, hala büyük bir tehdit unsuru. Bu iddiaların altında yatan, muhtemelen ABD içindeki seçim hesapları; 2024'te Biden'ın politikalarını eleştirmek için kullanılan bu tür söylemler, şimdi de Trump'ın dönüşünü sağlamaya yarıyor.
Popüler kültürden bir örnekle düşüneyim: Hatırlayın, "The Godfather" filmindeki gibi, güçlü bir figürün rakibini bitirdiğini iddia etmesi, ama arka planda her zaman bir sonraki hamle hazır olur. İran cephesinde, son aylarda Rusya ve Çin'le yapılan anlaşmalar, ülkenin izolasyonunu kırdı; mesela, geçen ay Pekin'de imzalanan 10 milyar dolarlık savunma paketi, Trump'ın sözlerini anlamsız kılıyor. Benzeri blöfler, 1990'lardaki Körfez Savaşı'nda da görülmüştü, ama sonuçta hiçbir lider her şeyi temizleyemedi.
Bu durum, küresel istikrarı sarsacak potansiyele sahip; zira İran'ın misilleme yapması, Akdeniz'deki müttefiklerini harekete geçirebilir ve petrol fiyatlarını bir anda 150 dolara çıkarabilir. Trump'ın geçmişteki hatalarını, mesela 2019'da Bağdat'taki saldırıları göz önünde bulundurursak, bu lafların sadece gerginliği körüklediğini anlıyoruz. Benim gözlemim, bu tür açıklamaların gerçek bir zaferden ziyade, kendi imajını parlatmak için kullanıldığı yönünde; sonuçta, dünya sahnesinde kimse gerçekten "bitti" diyemez.
00