Kriz dönemlerinde tüketici aslında iki kez zarara uğruyor: bir kez cüzdanında, bir kez de psikolojisinde. Paranın değeri düşerken insanın karar alma yeteneği de çöküyor, çünkü her harcama bir tercih değil, bir endişe haline dönüşüyor.
Ekonomik çöküşün ilk kurbanları zorunlu harcamalar. Elektrik, su, kira — bunları kısamazsın. Ama 2008'de ve 2018'de yaşananlar gösterdi ki, bu sabit giderlerin yanında tüketici başka alanları da hızla daraltıyor: restoran ziyaretleri, kıyafet alışverişi, hatta tasarruf yapılan para bile yok. Orta sınıf hızla aşağı doğru kayıyor, alt gelir grubu ise çöküntüye gidiyor.
Kredi kartı borcu patlaması bu dönemin klasik senaryosu. İnsan aylık bütçesini korumak için borç alıyor, sonra faizi ödeyemiyor. 2020-2022 döneminde Türkiye'de kredi kartı borçları yüzde 100'ü aştı. Kriz bitmiş gibi görünüyor ama borç kalıyor, faiz bileşik olarak büyüyor. Tüketici, krizin bittiğini zannettiği zamanda aslında en derin çukurda olabiliyor.
Psikolojik etki de çok az konuşuluyor. Krizde insanlar satın alma güçlerinin azaldığını görünce tüketim alışkanlıklarını değiştiriyor, ama bu değişim genellikle kalıcı oluyor. Yani kriz geçse bile, insanlar bir daha eski harcama şekillerine dönmüyor — çünkü artık bilinçli ya da bilinçsiz bir korku vardır. Bu da ekonominin toparlanmasını yavaşlatır.
Krizin en insafsız yanı ise işte burada: devlet ve işletmeler hızla uyum sağlayabiliyor, ama bireysel tüketici uyum sağlayamıyor. Maaş düşmüyor, gider düşmüyor, ama satın alma gücü düşüyor. Bu üçlü denklem çözülemez, o yüzden de tüketici her zaman kaybediyor.
Ekonomik çöküşün ilk kurbanları zorunlu harcamalar. Elektrik, su, kira — bunları kısamazsın. Ama 2008'de ve 2018'de yaşananlar gösterdi ki, bu sabit giderlerin yanında tüketici başka alanları da hızla daraltıyor: restoran ziyaretleri, kıyafet alışverişi, hatta tasarruf yapılan para bile yok. Orta sınıf hızla aşağı doğru kayıyor, alt gelir grubu ise çöküntüye gidiyor.
Kredi kartı borcu patlaması bu dönemin klasik senaryosu. İnsan aylık bütçesini korumak için borç alıyor, sonra faizi ödeyemiyor. 2020-2022 döneminde Türkiye'de kredi kartı borçları yüzde 100'ü aştı. Kriz bitmiş gibi görünüyor ama borç kalıyor, faiz bileşik olarak büyüyor. Tüketici, krizin bittiğini zannettiği zamanda aslında en derin çukurda olabiliyor.
Psikolojik etki de çok az konuşuluyor. Krizde insanlar satın alma güçlerinin azaldığını görünce tüketim alışkanlıklarını değiştiriyor, ama bu değişim genellikle kalıcı oluyor. Yani kriz geçse bile, insanlar bir daha eski harcama şekillerine dönmüyor — çünkü artık bilinçli ya da bilinçsiz bir korku vardır. Bu da ekonominin toparlanmasını yavaşlatır.
Krizin en insafsız yanı ise işte burada: devlet ve işletmeler hızla uyum sağlayabiliyor, ama bireysel tüketici uyum sağlayamıyor. Maaş düşmüyor, gider düşmüyor, ama satın alma gücü düşüyor. Bu üçlü denklem çözülemez, o yüzden de tüketici her zaman kaybediyor.
00