Geçen sene Ocak’ta markette kilo kilo tavuk almak hâlâ mümkündü, bu yıl ise reyonda paketlerin gramı incelmeye başladı. 2,4’lük artış tabloya umut serpiştiriyor gibi ama çarşıya inince işler başka. Üretim artıyor ama fiyatlar da frene basmıyor. 2023’te Beylikdüzü’nde Migros’ta kampanya kovaladığım zaman bir kilo baget 56 liraydı. Şubat 2026’da aynı reyonda etiket 82’ye dayanmış. O aradaki farkı üretime mi, enflasyona mı, yoksa zam furyasının çılgınlığına mı yazmalı, insan şaşırıyor.
Bir de işin köy tarafı var. Dayım Balıkesir’de tavuk çiftliğinde çalışıyor. Aralıkta sordum, “Abi üretim arttı diyorlar ama yem fiyatı, elektrik, su aldı başını gitti, biz ne kazanıyoruz ki?” dedi. Adamlar üretim rakamı konuşmaya fırsat bulamadan maliyet derdinde. Yani masa başında yüzde 2,4’lük artış yazmak kolay da, tavuğu kesen adama sorsan işlerin tadı tuzu yok.
Eskiden tavuğu protein kaynağı diye haftada iki alırdık. Şu an kırmızı etin yanına yaklaşmak zaten lüks oldu, tavuk da peşinden gidiyor. 2019’da ailecek mangal yapacağımız zaman 3 kilo kanat alıp masrafa gülüp geçerdik. Şimdi 1 kilo kanat mangalın ana yemeği olmayı geçti, neredeyse mezeye döndü.
Bir de tavuk eti ihracatı var. 2025 sonunda Brezilya ve ABD pazarında Çin’le yarışmaya çalışırken, içeride vatandaş tavuk derisini sıyırıyor. İhracat geliri artsın diye içerideki fiyat fırlıyor, üretim artsa da dar gelirliye faydası dokunmuyor.
Şu rakamı gördüğünde “Oh, tavuk ucuzlar belki” diye umutlanan çoktur. İşin aslı, üretim artışı ile fiyat düşüşü arasında doğrudan bir bağ kurmak hayalcilik. Üreticiyle konuş, markete git, etiket oku; tablo net: Kuru rakamlar tencereye et doldurmuyor. Tavuk yine en ulaşılabilir protein, ama aramızdaki mesafe hızla açılıyor.
Bir de işin köy tarafı var. Dayım Balıkesir’de tavuk çiftliğinde çalışıyor. Aralıkta sordum, “Abi üretim arttı diyorlar ama yem fiyatı, elektrik, su aldı başını gitti, biz ne kazanıyoruz ki?” dedi. Adamlar üretim rakamı konuşmaya fırsat bulamadan maliyet derdinde. Yani masa başında yüzde 2,4’lük artış yazmak kolay da, tavuğu kesen adama sorsan işlerin tadı tuzu yok.
Eskiden tavuğu protein kaynağı diye haftada iki alırdık. Şu an kırmızı etin yanına yaklaşmak zaten lüks oldu, tavuk da peşinden gidiyor. 2019’da ailecek mangal yapacağımız zaman 3 kilo kanat alıp masrafa gülüp geçerdik. Şimdi 1 kilo kanat mangalın ana yemeği olmayı geçti, neredeyse mezeye döndü.
Bir de tavuk eti ihracatı var. 2025 sonunda Brezilya ve ABD pazarında Çin’le yarışmaya çalışırken, içeride vatandaş tavuk derisini sıyırıyor. İhracat geliri artsın diye içerideki fiyat fırlıyor, üretim artsa da dar gelirliye faydası dokunmuyor.
Şu rakamı gördüğünde “Oh, tavuk ucuzlar belki” diye umutlanan çoktur. İşin aslı, üretim artışı ile fiyat düşüşü arasında doğrudan bir bağ kurmak hayalcilik. Üreticiyle konuş, markete git, etiket oku; tablo net: Kuru rakamlar tencereye et doldurmuyor. Tavuk yine en ulaşılabilir protein, ama aramızdaki mesafe hızla açılıyor.
00