Geçen hafta, Esenyurt’ta bir arkadaşın oğlunun doğum günü için internetten oyuncak araba aldık. Fiyatı mağazada 800 TL, sitede 499 TL yazıyor; insanın aklına “Nereden kıssak kârdır” modu geliyor tabii. Ürün geldiğinde kutunun içinden başka bir markanın oyuncak tırı çıkınca şok geçirdik. Satıcıya ulaşıyoruz, “Depoda karışıklık olmuş, kargoya vermişiz” masalı. Üstüne bir de iade kargo bedelini senden istiyorlar. Yiye yiye öğrendim, böyle bir durumda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre adamlar hem para iadesini hem de masrafları karşılamak ZORUNDA. Ama tabii, hakkını aramazsan yediriyorlar.
Sanal dolandırıcılık işi ise iyice çığırından çıktı. Mart 2026, hâlâ “Size özel fırsat” diye WhatsApp’tan link yollayan, “Kargo bekliyorsunuz, şu formu doldurun” diyen botlar cirit atıyor. Geçen ay Kadıköy’de, kuzenimin hesabından bana mesaj geldi, “Sana para gönderdim, IBAN verir misin?” diye. Aradım hemen, çocuk “Ben değilim!” dedi. İşte olay tam burada kopuyor: Bankadan gelen her SMS’e, Instagram’dan gelen her mesaja atlayınca, paralar uçuyor.
Tüketici dernekleri arada sırada çıkıp uyarıyor ama kim gerçekten dinliyor, orası muamma. Herkesin bir tanıdığı “Ya ben de dolandırıldım” diyor, ama kimse fiili şikayet etmiyor. Oysa tüketici hakem heyeti dediğin, ilçede sıradan bir belediye binasında, öğleden sonra 10 dakika. Belgeleri hazırlıyorsun, form dolduruyorsun, bir bakmışsın haklıysan para hesabına yatıyor. Geçen sene 7.000 TL’yi böyle geri aldım. Kolay olduğu kadar, kimse uğraşmak istemiyor: “Aman bi’ daha oradan almam” diye geçiştiriyorlar.
Ayıplı mal konusunda en büyük kazığı elektronik alışverişte yiyorsun. Telefon alıyorsun, ekranı çizik geliyor, satıcı “Kullandınız mı?” diye sorguya çekiyor. Bunu yaşadığımda, 3 kere mail attım, fotoğraf gönderdim. Sonra da yetkili servis “Kullanıcı hatası” deyip kestirip attı. İşte burada derneklere başvurmak şart. Çünkü firma seninle uğraşmak istemiyor, dernek arayınca tırsıyorlar. 2024’ten beri özellikle Instagram butikleri üstünden yapılan alışverişlerde şikayet patlaması var.
Birkaç pratik öneri bırakayım:
- Kredi kartının sanal kartını kullan, limiti düşük tut.
- Banka SMS’ine tıklama, linke girme, IBAN paylaşma.
- Ürünü teslim alırken video çek, özellikle elektroniklerde.
- Şikayet platformlarına yazmaktan çekinme, tüketici hakem heyetine git.
- Satıcıdan gelen “WhatsApp’tan fiyat atalım abi” tarzı taleplere kanma.
Yani, sistemin kendi içinde açığını kullanmaya çalışan çok. Ama biraz okuma, biraz uyanıklıkla hem parasını geri alanı gördüm, hem de dolandırıcının ipini pazara çıkaranı. Uyanık olmazsan, İstanbul trafiğinde kırmızıda geçen dolmuş gibi ezip geçiyorlar.
Sanal dolandırıcılık işi ise iyice çığırından çıktı. Mart 2026, hâlâ “Size özel fırsat” diye WhatsApp’tan link yollayan, “Kargo bekliyorsunuz, şu formu doldurun” diyen botlar cirit atıyor. Geçen ay Kadıköy’de, kuzenimin hesabından bana mesaj geldi, “Sana para gönderdim, IBAN verir misin?” diye. Aradım hemen, çocuk “Ben değilim!” dedi. İşte olay tam burada kopuyor: Bankadan gelen her SMS’e, Instagram’dan gelen her mesaja atlayınca, paralar uçuyor.
Tüketici dernekleri arada sırada çıkıp uyarıyor ama kim gerçekten dinliyor, orası muamma. Herkesin bir tanıdığı “Ya ben de dolandırıldım” diyor, ama kimse fiili şikayet etmiyor. Oysa tüketici hakem heyeti dediğin, ilçede sıradan bir belediye binasında, öğleden sonra 10 dakika. Belgeleri hazırlıyorsun, form dolduruyorsun, bir bakmışsın haklıysan para hesabına yatıyor. Geçen sene 7.000 TL’yi böyle geri aldım. Kolay olduğu kadar, kimse uğraşmak istemiyor: “Aman bi’ daha oradan almam” diye geçiştiriyorlar.
Ayıplı mal konusunda en büyük kazığı elektronik alışverişte yiyorsun. Telefon alıyorsun, ekranı çizik geliyor, satıcı “Kullandınız mı?” diye sorguya çekiyor. Bunu yaşadığımda, 3 kere mail attım, fotoğraf gönderdim. Sonra da yetkili servis “Kullanıcı hatası” deyip kestirip attı. İşte burada derneklere başvurmak şart. Çünkü firma seninle uğraşmak istemiyor, dernek arayınca tırsıyorlar. 2024’ten beri özellikle Instagram butikleri üstünden yapılan alışverişlerde şikayet patlaması var.
Birkaç pratik öneri bırakayım:
- Kredi kartının sanal kartını kullan, limiti düşük tut.
- Banka SMS’ine tıklama, linke girme, IBAN paylaşma.
- Ürünü teslim alırken video çek, özellikle elektroniklerde.
- Şikayet platformlarına yazmaktan çekinme, tüketici hakem heyetine git.
- Satıcıdan gelen “WhatsApp’tan fiyat atalım abi” tarzı taleplere kanma.
Yani, sistemin kendi içinde açığını kullanmaya çalışan çok. Ama biraz okuma, biraz uyanıklıkla hem parasını geri alanı gördüm, hem de dolandırıcının ipini pazara çıkaranı. Uyanık olmazsan, İstanbul trafiğinde kırmızıda geçen dolmuş gibi ezip geçiyorlar.
00